Ana Sayfa Hesabınız Yazı Ekleyin FAN ART FRP - RPG
J.R.R.Tolkien Kitaplar Galeri Biz Kimiz
Üye ol Üye girişi
Yazı aramak istediğiniz
Sitede 43 ziyaretçi, 0 kullanıcı var.
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

Seçenekler
· Ana Sayfa
· Yazı Gönderin
· İstatistikler
· Bizi Tanıtın
· Forum
· Yükle
· En iyiler
· Linkler
· Hesabınız

YÜZÜKLERİN EFENDİSİ

J.R.R.Tolkien
Hayatı, eserleri, kronoloji, röportaj, resimler...

Kitaplar
Özetler, kapak örnekleri, incelemeler...

Resim Galerisi
Sanatçılara göre sınıflandırılmış 100'lerce resim...




Önceki Yazılar
Kasım 07, 2012 - 16:17:32
· Bitmemiş Öyküler Çıktı (10)

Kasım 07, 2012 - 16:00:58
· Rohan ve Türk Benzerliği Üzerine (0)

Kasım 07, 2012 - 15:56:46
· Hobbit Fragmanları (0)

Aralık 21, 2011 - 08:18:56
· Hobbit Trailer (0)

Ekim 10, 2011 - 10:09:41
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (2) (0)

Haziran 13, 2011 - 10:37:47
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (1) (5)

Haziran 13, 2011 - 10:34:53
· Hobbit Vizyon Tarihleri ve Isimleri Açıklandı! (0)

Haziran 13, 2011 - 10:18:39
· Oyun Fikirleri (2)

Aralık 03, 2010 - 08:08:20
· BBC Tolkien röportajı (0)

Kasım 22, 2010 - 11:15:26
· The Hobbit icin Gazete Ilani (2)

Ekim 22, 2010 - 11:31:19
· Hobbit oyuncuları (10)

Ekim 13, 2010 - 09:27:41
· Yüzüklerin Efendisi'nin Sırrı Ne? (2)

Haziran 02, 2010 - 07:54:36
· HOBBİT TEHLİKEDE (4)

Nisan 06, 2010 - 09:13:39
· Muhiddin-i Arabi'nin Eserleriyle Lotr ve Silmirallion'a Bakın (5)

Nisan 06, 2010 - 09:13:33
· Gölgelerin İçinden (0)

Ocak 19, 2010 - 08:58:13
· Born of Hope. LOTR Fan Filmi (11)

Ocak 08, 2010 - 15:45:13
· Hobbit'le İlgili Bazı Sorular (0)

Ocak 08, 2010 - 15:44:59
· Mucizeler Savaşı (6)

Ocak 08, 2010 - 15:44:38
· LOTR Filmlerindeki Sinir Bozucu Sahneler (18)

Eylül 14, 2009 - 10:17:45
· the Hobbit yapımcı ve yönetmeniyle Röportaj (7)


Eski Yazılar

Hikayeler: Alduéren (KAYIP YILDIZIN IŞIĞI) VIII.BÖLÜM
Yayınlanma tarihi Nisan 13, 2003 - 14:45:05 Gönderen ringmaster

Hikayeler Aldueren göndermiş "UMUDA AÇILAN YELKEN



Gözlerini güçlükle araladığında kızgın güneşin yüzünü yakmakta olduğunu hissetti. Bileklerinin acısıyla yüzünü buruşturdu Alduéren. Kafasına dökülen bir tas su irkilmesine neden oldu. “Miskinnlerrrrrrrr…” diye bağırdı birisi. Kafasını kaldırdı, gözlerini açtı ama parlak güneş ışınları gözünü alıyordu. Ayağa kalkmak istedi ama başaramadı. Oturur vaziyette ellerinin arkasındaki direğe, ayaklarının da birbirine bağlı olduğunu farketti. Gözlerini iyice açtığında ise gördüğü manzara korkunçtu. Kızgın güneş altındaki güvertede onlarca insan birer çuval gibi oradan oraya atılmış, kimisi bağlı, kimisi yatıyor, kimisi de ayakta güçlükle olduğu yerde durmaya çalışıyordu. Nerede olduğunu kavrayamadı. Korkunç bir rüya görüyor gibiydi. En son hatırladığı kafasına yediği darbe olmuştu. Alnından sızan kanın bulaştığı

saçları sertleşmişti. Kızgın güneş altında dudakları kuruyup çatlamıştı. Neredeydi, nereye gidiyordu, ne kadar zamandır bu haldeydi, bilmiyordu. Etrafta üzerlerinde yırtık elbiseli, kısa pantalonlarıyla dizleri ve ayakları çıplak denizciler dolaşmaktaydı. Kafalarında bandanalar vardı çoğunun. Hepsinin güneşten derileri yanmış, kimisinin yüzünde yara izleri vardı. Tahtaları birleştiren çiviler güneşten kızışmıştı, sağa sola dönmeye çalıştıkça bu çivilere değiyor ve canı acıyordu. Denizciler yanlarından geçtikçe üzerlerindeki ağır kokuyu farketti Alduéren. Midesi bulandı. Az önce yüzüne tasla suyu döken denizciyi gördü. Beyaz kısa pantalonunda balık lekeleri vardı. “Sakın öleyim demeyin miskinler..sizlere iyi para verdi patron, boşa gitsin istemez” dedi ağzındaki tütünü çiğneyerek. “Biraz rom getirin!” diye bir ses duyuldu arka taraftan. Görmek için kafasını çevirmeye çalıştı ama başaramadı. Kolundaki yaranın tütünle sarılmış olduğunu gördü. “Neredeyim ben” diye sordu cılız bir sesle. Az önceki denizci “Ammar-ı Diyar’a kısa bir gezinti güzelim” dedi. “Güneye doğru gidiyoruz, kızgın kumlar ülkesine” diye devam etti. “Size bana rom getirin demiştimmmm” diye kükreme tekrar duyuldu. Denizci Alduéren’in kulağına eğilerek “Şansın varsa seni iyi bir efendi satın alır” dedi ve yanından ayrıldı. Alduéren duydukları karşısında kendini oldukça kötü hissetmişti. Gücünün tükendiğini hissetti. Kızgın güneş altında daha fazla dayanamadı ve kafası tekrar öne düşerek bayıldı.



Elmour ve Xenon 2 günlük bir yolculuk sonunda Güneyillerine vardılar. Geçen gün yaşanan kargaşanın ardından güneyilleri ve özellikle de kale çevresinde alınan güvenlik önlemleri oldukça sıkıydı. Bir müddet kale etrafındaki köyleri dolaştılar. Kaleye fazla yaklaşamıyorlardı. “Ne yapacağız” dedi Elmour. Xenon “Yakalanmamış olduğunu varsayalım. Marthnes onu en son Limanşehir yönüne giderken görmüş biliyorsun. Ayrıca kaleye girmemiz mümkün değil. Kaleyi denemeden önce son bir şansımız var o da Limanşehir. Eğer orada da izine rastlayamazsak ancak o zaman tüm riskleri göze alıp kaleye girmemiz gerekecek” dedi. Elmour ümitsizce başını sallayarak “Haklısın Xenon” dedi. “Hadi Limanşehir’e uzanalım. Ümit ederim ki orada onu bulacağız” dedi. Elmour ve Xenon bir ümitle girdiler Limanşehir’e. Pazar alanını turladılar. Gördükleri her kişiye sordular Alduéren’i. Ama malesef kimse bu dağ köylerinden gelen bu siyah saçlı mavi gözlü kızı görmemişti. Kışın soğuk günleri kendini göstermeye başlamıştı. Kışın bu limana gemi yanaşmadığından yaz günleri kadar kalabalık da değildi Limanşehir. Gün batımından önce Elmour “Xenon, geceyi burada geçirelim derim. Artık günler kısaldı. Yarın tekrar ararız onu.” dedi. “Tamam” dedi Xenon. “Şu hanlardan birinde konaklayalım. Birşey sorarlarsa güneyillerine ticaret için geldiğimizi söyleriz.” Karşılarına çıkan ilk hana girdiler. O kadar yorgundulardı ki yemek yerken karşı masada kendilerini girdiklerinden beri izleyen yabancıyı farketmediler. “Sizleri tekrar görmek güzel” dedi Erulain Xenon’un omzuna elini koyarken. Birden irkildi Elmour elfi görünce. Onu tekrar görmek pek hayra alamet değil gibiydi. Ondan asla hoşlanmamıştı, herşey bu elfin gelip gitmesinden sonra olmuştu. Varlığı uğursuzluk getiriyordu ve neredeyse içindeki kini ondan çıkartacak kadar da hiddetliydi. “Ne işin var burada uzun kulak” diye hiddetle ayağa kalktı Elmour. Xenon omzundan bastırarak oturttu Elmour’u. “Sakin ol Elmour.Otur hele” Erulain bir müddet nasıl lafa başlayacağını bilemeden ayakta durdu. Xenon “Seni gördüğümüze sevindim Erentain oğlu Erulain” dedi. “Hangi rüzgar attı seni buralara” dedi Xenon kuşkulu gözlerle. O da Elmour gibi Erulain’i görünce şaşırmış ve şüphelenmişti. “Açık olacağım sizlere karşı” dedi “Neden burada olduğunuzu biliyorum. Herşeyi anlatacağım” dedi Erulain kararlı bir biçimde. “Lakin burada konuşamayız. Etraftakilerin kulakları keskindir. Odama gelin” dedi. Birlikte Erulain’in odasına yöneldiler.



Siyahlar giyinmiş bir adam hızla ilerliyordu gecenin örtüsü serilmiş ormanda. Seyrek ağaçların arasından süzülen ay ışığı altında parlıyordu çizmelerinin koca demir tokaları. Gümüşi koşum takımları olan siyah atının ağzından köpükler saçılıyordu, hayvan derin soluklarla yolalıyordu. Ormanın ortasında koca gri taşlarla örülmüş bir kuyunun yanına geldi adam. Atından inerek koca kuyunun paslanmış ince demir merdiveninden aşağıya inmeye başladı. Yarı yolda kuyunun içinden açılan bir geçitten içeri girdi. Yerin altındaki küçük bir mağara gibiydi. Tavandan sular damlıyordu kafasına. Duvarlarda fosforlu parıldamalar vardı. İlerledi siyahlar içindeki adam. Mağaranın orta yerinde etrafında küçük taş dizilmiş olan bir su birikintisi vardı. Bir müddet sessizce durdu adam kukuletasını geriye iterek. Derken su birikintisinde bir hareketlenme oldu. Kırmızı ışıklar yayılmaya başladı. Derinden homurtuyu andıran bir ses duyuldu. Alnından sızan soğuk terleri sildi adam. Ses konuştu “Bu kıza dikkat ett…” “Hangi kıza” dedi adam. “Alduérennn…” “Merak etmeyin efendim o öldü” dedi adam şaşırmışcasına. “Hayır..o ölmedi..onu bulmalısın..daha fazla dayanamıyorum..” dedi ve su birikintisinden çıkan ışıklar biranda yokoldu. “Kahretsin” dedi adam bu birikintisine eliyle vurarken.. “Ölmemiş..bu nasıl olur..nasıl ? .nerede o..nereden bulacağım onu..” diye hiddetle haykırarak girdiği mağaradan aynı şekilde çıkarak atına atladı.





Erulain’in alçak tavanlı küçük han odasına geçtiler. Bu odalar elfler düşünülerek tasarlanmamıştı o yüzden Erulain zaman zaman kafasını eğmek zorunda kalıyordu tavanı destekleyen ahşap kirişlere vurmamak için. Şöminede yanan çalı çırpının sıcaklığı yayılıyordu odaya. Kırık camdan içeri süzülen rüzgar zaman zaman şiddetlendikçe ıslık çalıyor, kepenkler birbirine vurarak şıkırdıyordu. “Kusura bakmayın, burası pek lüks düşünülerek hazırlanmış bir oda değil, lütfen söyle oturun” dedi Erulain, kendisine oldukça kısa gelen altı samanlarla beslenmiş, üzerine battaniyeler örtülmüş yatağı göstererek. Elmour oturmadı. “Oturmayacağım elf efendi. Ne haltlar karıştırıyorsun bir an önce söyle ben de kelleni alayım” dedi hiddetli gözlerle Erulain’i süzerek. Xenon Elmour’u bileğinden sertçe yakaladı ve kızıl kaşlarını çatarak dik dik baktı Elmour’a. Elmour Xenon’un ne demek istediğini anlamıştı. Xenon’un yanına oturdu Elmour. Erulain köşede duran küçük tahta tabureyi alarak karşılarına geçti. “Dostlarım”dedi. “Fazla uzatmayacağım, zira zamanımız kısıtlıdır. Sizlere vaktiyle yeterli derecede açık olmadığım için pişmanlık içindeyim” Elmour “Biliyordum alçak” dedi kendi kendine. Xenon “Nedir bizlere söylemek istediğin şey” diye sordu. “Anlatacağım” dedi Erulain ve hikayesine başladı. “Kuzeyillerinden Thronhan klanından geldiğim ve klan reisi Erentain’in oğlu olduğum doğrudur. Babam Killiord Kralı Aetrinos’un başkumandanıydı. Killiord krallığı yıkıldığında ben henüz çocuk yaşlarımdaydım. O günlerde herkesin barış içinde yaşadığı söylenir. Çok uzun zaman önce değildi bu günler, sizler de hatırlıyor olmalısınız” dedi Xenon’a dönerek. “Evet” derken Xenon gözünde eski anılar canlandı. Ormanda, o küçük oduncu kulübesinde karısıyla yaşadığı günler geldi aklına. Hüzünlendi. Erulain devam etti “Killiord Kralı Aetrinos yüce divan üyelerinden Kimra ile insan karısı Eleaina’nın oğludur. Eleaina yüzyıllar önce anakıtadan adakıtaya göç eden Keltler soyundan gelir. Demek istediğim Aetrinos bir yarımelfti. Yüce divan üyeleri ise elflerin bu dünyayı terketmeye karar verdikten sonra burada kalan ve ulu efendiler diye de anılan elf beyleridir. Belli bir kralları ya da başkanları yoktu ve kalan ve kendilerine bağlılık gösteren diğer elfleri kurdukları bu divan çatısı altında toplamışlar ve uzun süre bu şekilde yaşamışlardır. Ancak daha sonra yerlerine geçen oğulları aynı özveriyi göstermemişler ve aralarında anlaşmazsızlıklar yaşanmıştır. Divanın herbir üyesi kendini divanın üzerinde bir kral edasıyla görmeye çalışmıştı. Divanın bir üyesi olmak onlara yetmiyor, divanın da üzerinde yetki hakları istiyorlardı. Yani herkes tek başına kral olmak istiyordu. Bunun sebeplerinden birisi de artık elflerin gitgide insan nesli ile karışmasıydı. Dolayısıyla artık safkan elfler azalmaya başladı ve elflerin zihninde insan ruhunun kolay aldanır tarafı canlanmaktaydı. Nitekim bu anlaşmazsızlıklar sonucu elflerin ve yarım elflerin bir kısmı adakıtayı terketti. Divan bozuldu. Ayrılanların bir kısmı anakıtaya geçerek kendi hükümdarlıklarını kurdular. Bir kısmı anakıtada yaşayan Kelt soyları ile birleşti . Bir kısmının da karanlık elflere karıştığı söylenir. Geriye kalan çok az bir kimse Aetrinos’un başkanlığında yeniden biraraya geldiler. Killord işte böyle kuruldu. Aetrinos çok sevilen biriydi ve divan ona krallık yetkisi verdi. Başlangıçta küçük bir krallıktı Killiord. Sadece elfleri ve akraba olan yarım elfleri barındırıyordu. Zamanla bu bölgede yaşayan, uzaktan akraba küçük ama soylu insan klanları da Killiord ile işbirliği yapmak istediler. Bu insanlar güneyillerinin barbar kavimlerinden farklıydılar. Onlar yüzyıllar önce anakıtadan göçerek gelmiş olan Keltlerin bir soyuydu, yani Eleaina’nın soyu. Özellikle küçük şehirlerin kendilerine ait hiçbir savunmaları yoktu kötülüklere karşı. Killiord’dan yardım isterlerdi. O zamanlar insanlar elflere güvenirdi. Killiord’un birliği asla Javarque’kinki gibi değildi. Aetrinos çok adil bir kraldı ve onun döneminde herkes hiçbirşeyden korkmadan barış içinde yaşardı. O zamanlar da güneyillerinin barbar ırkları düşmandılar herkese. Aynen bugünkü gibi. Belki zavallı olanlar eziliyor gibi görünüyorlar Javarque’ın kötülüğü altında ama inanın ellerine gücü verdiğinizde canınızı almak için hiç tereddüt bile etmez bu barbar güney ırkları. Hatta orklardan bile daha acımasızdırlar. Çünkü orklar aptaldır ve onları öldürmek kolaydır.” “Bütün bu hikayeyi ne diye anlatıyorsun” dedi Elmour sıkılarak. Erulain “İzin verirsen neden tüm bunları anlattığımı söyleyeceğim. Aksi halde beni sadece biz elfler hakkında bildiğin 2-3 şey dahilinde beni değerlendireceksin ve beni anlayamayacaksın. ” dedi ve devam etti “ Uzun yıllar barış içinde yaşandı bu topraklarda. Yani kuzeyilleri ve güneyilleri arasında kalan kuzeyi dağlarla çevrili ve eskiden “Killiord” denilen bu verimli arazide. O yüzden krallığa bu isim verilmişti. Bu günlerde “Killiord” adı ise sadece eski bir krallık olarak geçer. Javarque bu araziyi de bugün güneyillerinden saymaktadır. Aetrinos Durliana ile evlendikten sonra krallık daha da güçlendi. Durliana kökleri yüksek elflere dayanan safkan bir elf soyundandı. Asırladır süregelen, kötülüklerle mücadele etmiş bir ariflerin soyundan geliyordu. İki bebekleri oldu Aetrinos ile Durliana’nın. Ancak henüz daha isimlerini bile koyamadan iblisin gazabına uğradılar. Yanarak düşen koca ateş topları ortalığı kasıp kavururken Killiord’un kumandanları iblisin siyah şövalye siluetindeki katilleri ile savaşıyorlardı. Yüzleri yoktu. Gözleri yerine yanan iki kırmızı alev topu vardı. Sırtlarında kırmızı yıldız işaretleri. Unutmama imkan yok. Kimse kurtulamadı saraydan, son anda kaçan Durliana’da Ulugece ormanında katledildi. Killiord’un büyük sarayı yerlebir oldu.. Şu an Javarque’ın kendine mesken tuttuğu Killiord’un güneyilleri sınır kalesi Salosburcu kalesi ise aldığı epey bir zarara rağmen sağlam kaldı. Kötülüğün ne olduğu, kim olduğu, nereden geldiği o günden bu yana ne bilindi, ne de aniden çıkıp aniden yokolduğu anlaşıldı. Sadece izleri kaldı. Havadaki kötülüğün ruhu. Elfler, yarımelfler ve insanlar ayrıldılar. Kuzeye doğru yolaldılar. Elfler dayanıklıydı. Yarımelfler de öyle. İnsanların bir kısmı dağlık bölgeyi aşamadılar. Dağlara yerleştiler. Küçük dağ köylerini kurdular. Sizlerin dedeleri, babaları yani” dedi Elmour’a dönerek. Geriye kalan elfler, yarımelfler ve insanlar kuzeyillerine geçtiler. Bir daha asla birleşmemek adına ayrı ayrı yaşar oldular. Havadaki kötülüğün ruhu birleşmelerini engelledi hep.” Elmour duydukları karşısında şaşırmıştı. Bir zamanlar elflerle yaşanan soylu bir insan soyundan geldiğini öğrenmek onu oldukça şaşırtmıştı. Şimdiye dek atalarına ait hiçbirşeyi merak etmemişti açıkcası. Anne ve babasını bile hayal meyal hatırlıyordu ve onlar hakkında da birşeyler öğrenmek için hiçbir zaman çaba harcamamıştı. Utandı bir anda. Ne kadar da umarsızca yaşamışım diye düşündü. Biraz duraladıktan sonra “Tüm bunları bilmiyordum.” dedi Erulain’in ırmak rengi yeşil gözlerine bakarak. “Bilemezsin de” dedi Erulain Xenon’a bakarak. “Babalarınız size anlatmadığı sürece bilemezsiniz de” diye yineledi. Uzun süredir sessiz kalan Xenon derin bir nefes alarak sözüne başladı. “Evet. Bilmek hakkınızdı. Ama.. hata yaptık. Hep o gün avladığımız hayvanlardan, kıştan bahardan söz ettik. Kim olduğumuzu asla tartışmadık, çocuklarımıza kendi tarihlerini anlatmadık. Ben cahil bir adamım Erentain oğlu Erulain. Odun kesmekten başka nelerden anlarım ki” Erulain lafı aldı “Bu tam olarak sizin suçunuz değil sevgili Xenon. Birşey bizleri birbirimizden uzaklaştırıyor. Olanları unutturuyor. İblis kılıcıyla, alev toplarıyla değil içten içe kemiriyor bizi. Bizi, bizim kendi silahımızla vuruyor. İnsanları, elfleri birbirine düşürüyor. Kalbimize attığı şüphe, güvensizlik, kıskançlık, haset tohumlarıyla kemiriyor içimizi, adeta çürütüyor. Havadaki kötülüğün ruhu bu” dedi. Elmour dayanamayarak “Alduéren..” dedi “O nerede..biliyor musun peki” diye heyecanla sordu. Erulain “Tam olarak değil” dedi. “Nasıl yani, onu gördün mü, o iyi mi” diye ardı arkasına soruları yöneltti Erulain’e Elmour. Erulain derin bir iç çekerek devam etti. “Javarque adamlarından birisini bulduk 3 ay kadar önce Anvar gölünün yakınlarında. Doğudaki çorak araziden inen sırtlanlar parçalamıştı. Kimin gönderdiğini sorduğumuzda Javarque denilen bir güneyilleri efendisinin elçisi olduğunu söyledi bizlere ölmeden önce. Elimizde fazla bir bilgi yoktu dağların ötesinde yaşananlara dair. Aramızda toplanıp karar verdik. Güneyillerine inecektik. Hem köklerimizi araştıracak hem de Killiord’un yıkılışından bugüne kadar ne gibi değişikliklerin olduğunu öğrenecektik. Yıllarca kendi içimizde hiçbir dış çevreye açılmadan yaşamıştık ve bunun böyle gitmeyeceğine karar verdik. Güneyilleri her zaman kötülüğün kaynağı olmuş, bulduğumuz adamın o bölgeden geliyor oluşu da bizleri son derece tedirgin etmişti. Kötülüğün ellerinin haberimiz olmadan yanımıza kadar sokulması bizim gafletimizden başka birşey değildi süphesiz. Yarın öbürgün gelecek daha büyük kötülüklerin ne olduğu konusunda bilgi almak için yola çıktım tek başıma. Ne yazıkki geleceğimden haberi olmuş bu heryerde gözü olan kötülük. Üzerlerinde kırmızı yıldız işaretlerinin olduğu siyah pelerinlilerin saldırısına uğradım ormanda. Yayımdan çıkan ok hedefini bulmadan gafilce vurdular beni. Sanırım bir büyünün etkisi altındaydım. Çünkü her zamanki elf hislerim yanımda yoktular o gece. Gerisini biliyorsunuz. Sizlere emin olmadığım bir konu hakkında fazla bilgi vermek istemedim. Biz elfler emin olmadığımız varsayımlar üzerine fazla laf yapmayız. Yanınızdan ayrıldıktan sonra indim güneyillerine. Javarque’ın kalesine ulaştım. Dostça karşıladı beni ama elf hislerim beni haklı çıkarttı. “ Erulain anlattıkça Xenon ve Elmour gözlerini kırpmadan hikayenin gerisini dinlemek için sabırsızlıkla bekliyorlardı. “Beni misafir etti Javarque. Sözleriyle aklımı çelmeye çalıştı. Sözde hikayesinde dağlarda yaşayan insanların Kuzeyillerine saldıracağı, orklarla işbirliği yaptığınızdan bahsetti.” “Bu adam tam bir iblis” dedi Elmour kükreyerek. “Adi bir yalancı aynı zamanda. O iblis Javarque’ın ta kendisi” diye devam etti Xenon. Erulain derin bir nefes alarak devam etti. “Bunu bilmiyoruz. Javarque’ın o kadar güçlü olduğunu sanmıyorum. Sadece iblis’i takit ediyor olabilir. Bunu bilemeyiz.” Derin nefes alarak devam ett “O gece Alduéren’i gördüm kalede. Büyük güz şenliği ateşi gecesinde yani” Elmour’un gözleri iri iri açıldı ve Erulain’i dikkatle dinlemeye başladı. “Yakalanmıştı. Büyük salona getirdiler. Beni gördü Javarque’ın yanında. Beni yanlış anladı. Beni hainlikle suçladı. Ona kızamadım, çünkü kendimi ona açık açık anlatamadım. Büyük bir cesaretle salonun büyük camından atlayarak kaçtı. Arkasından gittim. Alduéren’i Limanşehir’e kadar takip ettim. Peşinde Javarque’ın azılı katilleri vardı. Ne yazıkki vaktinde yetişemedim.” Xenon’un gözleri açılmış kızıl sakallı yüzünde dehşeti andıran korkunç bir ifade belirmişti. Elmour dayanamayarak atıldı “Ne oldu ona..yoksa..yoksaa” diye sızlandı. “Merak etme Elmour. Alduéren’e birşey olmadı. O şu an çok uzaklarda ve umarım iyidir.” “Nasıl.. o nerede” diye aniden ayağa kalktı Elmour. Erulain oturduğu tabureden yavaş yavaş doğrulurken “Onu bir köle gemisine satmışlar Elmour. Ammar-ı Diyar’a gidiyor şu an. Yetişemedim arkasından. Çok pişmanım.” Elmour ve Xenon duydukları karşısında hiddetlenmişler ve son derece üzülmüşlerdi. Elmour’un gözleri doldu. Erulain ise yaşadığı o ani tekrar yaşıyormuşcasına son derece üzgün görünüyordu. “Sizlere söz veriyorum” dedi Erulain. “Onu size sağ salim geri getireceğim.” Elmour “Ben de seninle geliyorum” diye atıldı. Xenon “Ne zaman yola çıkıyoruz” dedi. Erulain “Dostlarım. Bu çok zorlu bir yolculuk. Gideceğimiz yer çok uzakta. Garip insanlar yaşar derler oralarda. Bizleri nelerin beklediğini, nelerle karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Kalabalık olmamız dezavantajımız.” dedi kararlı bir biçimde. Xenon “Ne demek istediğini anlıyorum Erulain. Bizlerin sana yük olacağından bahsediyorsun” dedi. Erulain sessiz kaldı. Uzun süredir sessizliğini korumakta olan Xenon devam etti “Haklı olabilirsin, bizler tam anlamıyla birer savaşçı değiliz. Sana yardımcı olacak yerde ayağına ayak bağı olabiliriz ama yanlız gitmene de müsade edemeyiz. O benim kızım Erulain. Canım pahasına da olsa yerim onun yanıdır. Bizleri hiç düşünme. Gerekirse, devam edemiyorsak yarı yolda bırak bizleri, hiç düşünmeden sen ilerle. Ama yine de birlikte çıkacağız yola” dedi. Elmour “Onu seviyorum Erulain. Hem de çok. Görevim kılıcımla ve bedenimle onu korumaktır. Ne pahasına olursa olsun seninle geliyorum” derken göz yaşlarını tutamıyordu. Erulain “Pekala. O zaman erkenden yatın. Çünkü yarın kara kıştan önce kalkacak son gemi ile Ammar-ı Diyar’a gidiyoruz. Uzun bir yolculuk bizleri bekliyor” dedi.













"

 
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

İlgili Linkler
· Hikayeler Hakkında
· Yayınlayan Editör: ringmaster
· Ana Sayfa


Hikayeler Hakkında en çok okunan :
Gölgelerin İçinden


Yazıcı Dostu Sayfa  Bu Yazıyı bir Arkadaşınıza Gönderin

"Hikayeler: Alduéren (KAYIP YILDIZIN IŞIĞI) VIII.BÖLÜM" | Oturum Aç/Yeni Hesap Yarat | 21 yorum
Puan
Yorumlar gönderene aittir. İçeriğinden hiçbir şekilde site ve site yönetimi sorumlu tutulamaz.
Re: Alduéren (KAYIP YILDIZIN IŞIĞI) VIII.BÖLÜM (Puan: 1)
Gönderen anaglareb (anaglareb@mynet.com) Tarih: Nisan 13, 2003 - 14:55:39
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder) http://www.kayipdunya.com
aldueren, bunu neden yapıyosun anlayamıyorum gerçekten. her şeyiyle hakikaten mükemmel ama madem hazır niye bölüm bölüm gönderiyosun? yani biraz çoğalt yazıyı az bölümde gönder dimi ama... Neyse hikayesi hazır olmayıpta bölüm bölüm gönderenlere lafım yok, ama biraz garipsedim anlayacağın.


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Alduéren (KAYIP YILDIZIN IŞIĞI) VIII.BÖLÜM (Puan: 1)
Gönderen Gondorian_Flame Tarih: Nisan 14, 2003 - 12:05:12
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Yine ayrıntıları ve harika anlatımınla kitap tadında bir bölüm. Evet Javarque'ı kimin yoöettiğini ( kısmen de olsa ), ve Aldueren'i bulmaya üçünün de gideceğini öğrendik bakalım Aldueren'in kurtuluşu nasıl olacak ve Javarque'ın efendisi için neden bu kadar önemli (Killiord kralının kızı olmasının dışında). Sanırım bu nokta bu iblisin neden Aldueren ve kardeşi doğudktan sonra birden ortaya çıkıp Killiord krallığını yok etmek istemesiyle de bağlantılı. Bu arada Alduren'in ikiz kardeşi nerede, yoksa o da Elmour mu ?!!! (Evet aslında o da Selmoria'nın gerçek oğlu değildi sanırım).
Bu arada hikayeni bu düzende göndermene benim bir itirazim yok. Ayrıca kaçak yazılan bir yazı için oldukça düzenli ve yapısı, kurgusu düzgün.

Ancak kafama takılan birşey var Keltlerin anakıtadan geldiğinden bahsetmişsin ve elflerin büyük kısmı da anakıtaya göç etmiş bu durumda anakıta Arda mı yoksa hikayenin Orta Dünya ile ilgisi yok mu?


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Alduéren (KAYIP YILDIZIN IŞIĞI) VIII.BÖLÜM (Puan: 1)
Gönderen rundmc1982 (rundmc1982@yahoo.com) Tarih: Nisan 14, 2003 - 12:14:27
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Yani..... gerçekten diyecek söyleyecek söz bulamıyorum. Tekrarlamak gibi oluyor ama gerçekten çok akıcı bir anlatımın var. Tasvirlerin harikulade, mekandan az bahsedilmesine rağmen hepimiz biliriz meyahene ve konaklamam yerlerini. Eski çağları anlatışın, aradaki kurgu çok kaliteli. Şu ana kadar yoktu ama umarım ileride büyü vb. bir takım olaylar olur. Ammar-ı Diyar'ı acayip merak ediyorum. Anlayacağın devamını merakla bekliyorum. Hikayen kısıtlı bir ortamın insanlarını konu alıyor. Umarım hikayenin sonunda Alderen'in çabası tüm dünyaya güzel bir şekilde yansır. Anlatmak istediğim gösterdiği mücadele diğer insanlara da örnek olup, diğer diyarlarında değişmesini sağlar. Biraz daha evrensel... :)

Nedense çoğu hikayede bazı kızlar, eğer hikayenin kahramanı bir kadınsa ona verilen özelliklerin genel tanımlaması Erkek gibi kadın imajı oluyor. Benim buradan anladığım, kadınlar galiba bize mi özeniyor, yoksa yıllardan beri kahramanlıklar erkeklil ile özleştirildiği içinmi böyle, yada biz erkeklermi kendimizle bu tür işleri özleştiriyoruz ve kadınları kocasının destekçisi, aile bakıcısı, ev hanımı olarak mı görüyoruz anlamadım. Benim anladığım kadarıyla kahramanlık, ki kahramanlıktan kastım dürüstlük, yardımseverlik, açık sözlülük, yiğitlik ki bu erkekçe bir deyin olur tuttuğunu koparan, delikanlı (buda erkekçe bir deyim ama neyse)... anlayacağın bunlar geliyor aklıma. Şunu söylemeliyim, bu irfanlar kadın olsun erkek olsun cinsiyeti hiç önemli değil, her insanda olmalı, ki kötülüğe fırsat verilmesin. Lafı biraz fazla uzattım. :)

Senin Aldueren'ini benim F'lüt'e benzetiyorum. İkiside kadın gibi kadın (erkekler gücenmesin). Daha doğrusu benim F'lüt'ü senin Aldueren'e benzetiyorum (türkçemiz). Yalnız bir noktada ayrılıyorlar; F'lüt daha güzel :))))

Neyse abla, kendine iyi bak. az önce söylediğim gibi devamını merakla bekliyorum. Hadi hadi ellere kuvvvveeetttt...


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Alduéren (KAYIP YILDIZIN IŞIĞI) VIII.BÖLÜM (Puan: 1)
Gönderen enantoiel Tarih: Nisan 15, 2003 - 10:41:20
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Alduéren ,bu herkesin söylediği bir söz ama tekrar etmeden duramayacağım : bu hikaye şimdiye kadar okuduklarımın en güzeli .hikayenin devamını merakla bekliyorum.hikaye devam ettikçe daha da merak uyandırıyor ,bu yüzden gelecek bölümleri beklemeye nasıl katlanıcam bilmiyorum:)


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Alduéren (KAYIP YILDIZIN IŞIĞI) VIII.BÖLÜM (Puan: 1)
Gönderen ELENTARY (elentary@mynet.com) Tarih: Nisan 17, 2003 - 14:00:51
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Ben artık yorum yapmıyorum....merakla bekliyorum....


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Alduéren (KAYIP YILDIZIN IŞIĞI) VIII.BÖLÜM (Puan: 1)
Gönderen Turk_Tolkien Tarih: Nisan 21, 2003 - 00:01:15
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Aldueren malesef yazının en başından itibaren okuyamadım ama gerçekten çok başarılısın. Tebriklerimi sunuyorum bi de mailime cevap yazsan çok sevineceğim.


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Alduéren (KAYIP YILDIZIN IŞIĞI) VIII.BÖLÜM (Puan: 1)
Gönderen Pr0wl3r Tarih: Nisan 21, 2003 - 22:12:33
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Ben artık yorum yapmıyorum. Her yazını okuyorum ve her yazıda kendimi başka bi alemde buluyorum.
Artık şunların hepsini bi arada yollasanda bizde okusak. Başarıların devamını diliyorum.
Sevgiler vede Saygılar
Biricik müttefiğiniz Pr0wl3r


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Bu site filmin, kitapların, veya yazarın resmi sitesi değildir.Tamamen Türk yüzük dostları tarafından hazırlanan konu odaklı bilgi, haber, düşünce ve materyal paylaşımını amaçlayan bir fan sitesidir.
Sayfada yer alanlar ancak izin alınarak ve kaynak gösterilerek kullanılabilir.
Lord of The Rings - Turkish Fan Site
yuzuklerinefendisi.com / 2001 - 2012