Ana Sayfa Hesabınız Yazı Ekleyin FAN ART FRP - RPG
J.R.R.Tolkien Kitaplar Galeri Biz Kimiz
Üye ol Üye girişi
Yazı aramak istediğiniz
Sitede 43 ziyaretçi, 0 kullanıcı var.
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

Seçenekler
· Ana Sayfa
· Yazı Gönderin
· İstatistikler
· Bizi Tanıtın
· Forum
· Yükle
· En iyiler
· Linkler
· Hesabınız

YÜZÜKLERİN EFENDİSİ

J.R.R.Tolkien
Hayatı, eserleri, kronoloji, röportaj, resimler...

Kitaplar
Özetler, kapak örnekleri, incelemeler...

Resim Galerisi
Sanatçılara göre sınıflandırılmış 100'lerce resim...




Önceki Yazılar
Kasım 07, 2012 - 16:17:32
· Bitmemiş Öyküler Çıktı (10)

Kasım 07, 2012 - 16:00:58
· Rohan ve Türk Benzerliği Üzerine (0)

Kasım 07, 2012 - 15:56:46
· Hobbit Fragmanları (0)

Aralık 21, 2011 - 08:18:56
· Hobbit Trailer (0)

Ekim 10, 2011 - 10:09:41
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (2) (0)

Haziran 13, 2011 - 10:37:47
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (1) (5)

Haziran 13, 2011 - 10:34:53
· Hobbit Vizyon Tarihleri ve Isimleri Açıklandı! (0)

Haziran 13, 2011 - 10:18:39
· Oyun Fikirleri (2)

Aralık 03, 2010 - 08:08:20
· BBC Tolkien röportajı (0)

Kasım 22, 2010 - 11:15:26
· The Hobbit icin Gazete Ilani (2)

Ekim 22, 2010 - 11:31:19
· Hobbit oyuncuları (10)

Ekim 13, 2010 - 09:27:41
· Yüzüklerin Efendisi'nin Sırrı Ne? (2)

Haziran 02, 2010 - 07:54:36
· HOBBİT TEHLİKEDE (4)

Nisan 06, 2010 - 09:13:39
· Muhiddin-i Arabi'nin Eserleriyle Lotr ve Silmirallion'a Bakın (5)

Nisan 06, 2010 - 09:13:33
· Gölgelerin İçinden (0)

Ocak 19, 2010 - 08:58:13
· Born of Hope. LOTR Fan Filmi (11)

Ocak 08, 2010 - 15:45:13
· Hobbit'le İlgili Bazı Sorular (0)

Ocak 08, 2010 - 15:44:59
· Mucizeler Savaşı (6)

Ocak 08, 2010 - 15:44:38
· LOTR Filmlerindeki Sinir Bozucu Sahneler (18)

Eylül 14, 2009 - 10:17:45
· the Hobbit yapımcı ve yönetmeniyle Röportaj (7)


Eski Yazılar

Hikayeler: Alduéren (KAYIP YILDIZIN IŞIĞI) XIII. BÖLÜM
Yayınlanma tarihi Mayıs 16, 2003 - 11:52:39 Gönderen ringmaster

Hikayeler Aldueren göndermiş "EVE DÖNÜŞ YOLCULUĞU



"Durun, durun..bırakın..ben yoldan geçen bir dilenciyim sadece..bırakın beni!" diye haykırıyordu Jasfid. İri yarı siyah derili iki nöbetçi sağlı sollu kollarından çekiştirmekteydiler. Bir üçüncü nöbetçi ise elindeki mızrak ile havlayarak üzerine atılan Punchkin'i savurmaya çalışıyordu. Jasfid dayanamayarak kukuletasını geriye attı. "Eeee...çok sıktınız be!" diyerek üzerindeki paçavrayı tek bir hareketle üzerinden sıyırıp attı ve adamlardan birisini tek bir yumrukta yere devirdi. Az evvel elindeki şarap şişesi ile iki büklüm ilerleyen siyah paçavraların altından dev bir adam çıkmıştı. Diğer nöbetçi beklenmeyen bu hareket karşısında ani bir hareketle geriye doğru sıçradı. Garip bir lisanda elinde mızraklı olan nöbetçiye seslendi. "Yeter be" dedi Jasfid. "Nedir sizlerden çektiğim! Dilerim balinalara yem olursunuz sizi

denizkestanesi suratlılar!" diyerek diğer nöbetçinin üzerine atıldı Jasfid. Punchkin, mızraklı adamı bırakmış Jasfid'in yakasına yapıştığı diğer nöbetçinin bir bacağından ısırmaktaydı. Tam ortalık iyice karışmak üzereyken "Tamam dostum bu kadar eğlence yeter" dedi tanıdık bir ses. Jasfid ne olduğunu anlamaya çalışırken Punchkin'in iyiden iyiye dişlerini geçirdiği adam avaz avaz bağırıyordu. "Tamam! Yeter" dedi Erulain. "Söyle ona bıraksın adamı". Jasfid adamın yakasını bırakarak köpeğini çağırdı. "Hadi yeter oğlum..hadi bırak." Bacağından kanlar fışkıran adam acıdan yerde kıvranıyor, kendi dillerinde sövüp sayıyordu. Jasfid şaşkın gözlerle Erulain'e baktı. Bunlar da kim der gibi başıyla Loreena, Wenceslas ve diğerlerini işaret etti. Erulain, Jasfid'in ne demek istediğini anlamıştı. Gülümseyerek "Merak etme dostum. Herşey yolunda" Jasfid kaşlarını çatarak " Ne demek herşey yolunda adamım. Az daha bu azmanlar beni öldürecekti. Bu süslüler de kim yanında. Ne o..Bir anda o sihirli tozu serperek beyefendi mi oldun?"dedi. Loreena, adamlarına herşeyin yolunda olduğunu ve bu yabancıyla kendinin ilgileneceğini söyleyerek yaralı adamı şifaevlerine sevketmelerini söyledi. Sonra Jasfid'e dönerek "Lütfen sevgili Jasfid de Javinoriel. Bizleri izleyin. Sizlere neler olduğunu anlatacağız" diyerek sarayın kapısına yöneldi. Jasfid olanlardan hiçbirşey anlamamıştı ama diğerlerini izlemekten başka yapabileceği birşey de yoktu o an için. Erulain’in Jasfid’in geniş omzuna elini koyarak “Hadi dostum bizi izle” demesinden sonra hep birlikte saraya doğru yürüdüler.



Oldukça hareketli bir gece yaşanmıştı sarayda. O gece Loreena, Wenceslas, Erulain, Jasfid, Alduéren, Frieda ve Aarab gün ışıyana dek oturmuşlar, herbiri hikayesini anlatmış, zaman zaman kah gülmüş kah hüzünlenmişlerdi. Wenceslas,"Loreena, hadi misafirlerimizi daha fazla yormayalım. Herkesin iyi bir uykuya ihtiyacı var " diyerek sohbeti bitirdi. O sabah herkes, özellikle Erulain ve Alduéren sonsuz bir huzurla uykuya daldılar. Yeni doğan günün ışığı sarayın sarmaşıklarla kaplı duvarları üzerinde yükselirken saray da her zamankinden farklı olarak derin bir sessizliğe bürünmüştü. Öğlene doğru uyandı Alduéren. Frieda ise hala uyumaktaydı. Alduéren “Frieda, olamaz. Kalk çabuk, öğlen olmuş.” Frieda yatağında dönerek “hhmmm...lütfen beni uyandırma..öyle çok uykum var kiii..” derken gözleri tekrar kapandı. Alduéren giyinirken gözüne etrafa dağılmış eşyalar ve bakır ibrik takıldı. Bir önceki gece yaşanan hareketlilik aklına gelerek gülümsedi. Alduéren Frieda’yı uyandırmamak için sessizce yürüyerek oda dışarıya çıktı. Diğer kızlar o günkü derslerine çoktan başlamışlardı. Cam kubbeli salondan gelen sesler Alduéren’i o yöne doğru yöneltti. İçeri girdiğinde Erulain, Loreena ve Wenceslas’ın sohbet etmekte olduklarını gördü. “Hey!” dedi Kral sevinçli bir nidayla “Biz de senden bahsediyorduk çocuğum. Hadi gelsene yanımıza” Alduéren hızlı adımlarla yanlarına geldi. Gülümseyerek baktı Erulain’e. “Hadi otur ve bizimle birşeyler ye” dedi Loreena. “Ah..evet.. öğlen oldu neredeyse değil mi.” dedi Alduéren. Wenceslas “Bugün gördüğün üzere izinlisin Alduéren. Ne de olsa oldukça hareketli bir gece yaşadık değil mi” dedikten sonra şen bir kahkaha patlattı. Loreena ve diğerleri de dayanamayarak gülmeye başladılar. Alduéren aylar sonra ilk defa içinden gelerek, kahkahalarla gülüyordu. Erulain’in yeşil gözleri ışıldadı. Alduéren’i daha önce hiç bu kadar güzel görmemişti. “Sana burada kalmak çok yaramış Alduéren. Çok farklı birisi olmuşsun sanki” dedi Erulain. Sanki o yabani köylü kızı gitmiş , yerine elfleri bile kıskandıracak kadar güzel ve kültürlü bir kız gelmişti. “Loreena’nın sayesinde Erulain. Ona çok şey borçluyum. Hepimiz çok şey borçluyuz.” dedi Alduéren kızararak. Loreena “Bana teşekkür etmene gerek yok çocuğum. Kalbinde iyilik taşıyan herkes bizim evladımızdır.” Sesi titremişti bunu söylerken. Kafasını öne eğdi Loreena. Gözleri doldu. Wenceslas’da biranda hüzünlenmişti. Kolunu Loreena’ya doladı. “Sevgili eşim, biricik Loreenam ile benim malesef bir çocuğu olmadı. O sizleri, sizin gibi pırıl pırıl gençleri hep kendi çocuğu bildi” derken Loreena’nın gözlerinden beyaz yanağından iki damla süzüldü. Alduéren dayanamayarak oturduğu minderden kalktı ve Loreena’ya sarıldı. “Ben de seni hayal meyal hatırladığım annem bildim sevgili kraliçem” dedi. “Birgün buradan ayrılacak da olsam seni, bana yaptıklarını, bana kazandırdıklarını asla ve asla unutmayacağım.” Loreena “İşte..” dedi. “Beni üzen şeylerden biri de bu çocuğum. Senden ayrılacak olmam. Görüyorsun ya Kralımız. Rüyam gerçek oldu. Beyazlar içindeki yabancı işte onu benden çekip alıyor.” Sonra Alduéren’in alnına bir öpücük kondurdu Loreena. “Ama aslında en çok buna üzülmüyorum Alduéren. Tabiki de senin kendine ait bir vatanın ve orada sürecek olan bir geleceğin var. Üzüldüğüm nokta seninle aynı kaderi paylaşacak olmamız.” Alduéren şaşkın gözlerle baktı Loreena’ya. Kollarına sarılarak “Neler görüyorsunuz kraliçem..Geleceğim hakkında neler biliyorsunuz. Bunca zamandır benden sakladığınız ve asla konuşmak istemediğiniz şeyler nelerdir” Loreena herkesin şaşkın bakışları altında derin bir iç çekerek “Bildiğim tek şey çocuğum, sıradan birisi olmadığın, bir ülkenin kaderini çizeceğin ve yeni dünyalar yaratacağındır. Ama bunlar çok kolay olmayacak Alduéren. Çok acılar çekecek, belki sevdiklerini kaybedeceksin birer birer. Ama gelecek nesiller adından saygıyla bahsedecekler. Güçlü olmalısın Alduéren. Hem de çok. Karşılaşacağın kötülüklerle içindeki gerçek ruh ile savaş, serbest bırak içindeki ışığı. Kayıp yıldızların ışığının yarattığı, içinde beslenen ruhu serbest bırak.” Alduéren’in kafası iyiden iyiye karışmıştı “Kraliçem, çiçeklerin hanımı, içimdeki ışık nedir? Nereden gelmektedir? İçimdeki ruh kimdir? Yalvarırım beni aydınlatın, yoksa aklımı kaçıracağım” Loreena ayağa kalkarak “Bilmiyorum çocuğum. Bunun cevabı sende. Gerçekte kim olduğunu sen arayacak ve bulacaksın. Ben sadece sisler arasında geleceğe dair olan hislerimi söylüyorum.” Ortalık bir anda sessizleşmişti. Erulain, Alduéren, Loreena ve Wenceslas birbirlerine sessizce bakıyorlar, kimse ne söyleyeceğini bilemiyordu. Loreena’nın elleri titremekteydi. “Bunu için daha vakit var. Şimdi senden dileğim yola çıkmadan önce burada geçireceğin zamanı en iyi şekilde değerlendirmen. Adakıtaya bahar gelinceye dek daha çok vaktiniz var” “Hayır olmaz” dedi Alduéren. “Baharı bekleyemeyiz Kraliçem” diye ekledi Erulain. Uzunca bir süre sessizliğini koruyan Wenceslas “Bu çok tehlikeli dostlarım. Adakıta’ya kışın gemiler yanaşamaz. Çetin deniz kabarır, yutar gemileri. Hiçbir denizci kışın o limanlara uğramayı göze alamaz.” “ Öhö..öhö..” diye bir ses duyuldu tahta lambirilerin ardından. “Bu dediğiniz sadece korkak tatlı su korsanları içindir haşmetlim” dedi yerlere kadar eğilen koyu mavi pırıltılı giysiler içindeki Jasfid. Siyah çizmeleri ve kulağına taktığı halka küpe ile de tam bir korsanlar kralı gibi görünüyordu. “Sen ne kadar zamandır buradasın denizlerin kara laneti” derken kaşlarını çattı Erulain. “Gördün mü bak dostum. Sen de bana benzedin sonunda" dedi ve kahkaha attı Jasfid ve devam etti "Eee..çok olmadı.” dedi “Uzun kulaklı dostumu arıyordum ki o narin ayak izleri ve misler gibi kokusu beni taaa buralara kadar getirdi.” derken yandan da bembeyaz dişlerini göstererek pişkince sırıtıyordu. Erulain “Bana uzun kulak diye hitap etmemeni sanırım daha önce de söylemiştim. Ne zamandan beridir ki bir denizci karada bir elfin izini sürebilmektedir” “Canım..” dedi Jasfid bilgiç bir ifade takınarak “E heralde Punchkin’in de yardımı oldu birazcık.” Kafalarını uzattıklarında hayvanın giriş kapısının yanlarına sağlı sollu konulan dev saksılara dikilmiş çiçeklerin tadına bakmakla meşgul olduğunu gördüler. Gördükleri karşısında Loreena çok şaşırmış ve kızmıştı ama hiç tepki göstermedi. Çiçekler onun herşeyiydi. Jasfid, Punchkin’i çekiştirerek “Gel oğlum, hanımımız bize daha iyi yiyecekler verecektir herhalde. Ne idüğü belirsiz bu otlar yerine söyle nar gibi kızarmış bir sülüne hiç de hayır demeyiz doğrusu değil mi?” dedi pişkince. Punchkin sahibinin sözünü anlamışcasına üç kez havladı kuyruğunu sallayarak. Erulain “Aç karnını düşünmeyi bir kenara bırak da bizleri nasıl ulaştıracaksın Adakıtaya sen ondan haber ver” dedi. “Kızma be adamım. Sen onu bana bırak. Kimselerin kullanmadığı bir boğaz vardır Adakıtaya erişen. Adakıta’nın güneybatısındaki küçük adaların arasından geçerek Limanşehir’in daha güneyindeki limanlara varır. Karanlıktır suları, sisler almıştır heryanı. Sislerin arasından çıkıp gemileri derinlere çeken canavarlar hakkında korkunç hikayeler anlatırlar bu adalarda. Kışın batıdan esen korkunç batımelteminin kabarttığı sular bile buraya erişmeye korkar. O yüzden burası biraz ürkütücü bir yerdir ancak ancak kışın bile suları sakindir. Çünkü burada fazla akıntı yoktur." Wenceslas "Daha önce defalarca bu sulardan gitmiş gibisin" dedi Jasfid'e dönerek. Jasfid sakalını sıvazlayarak "Eh..korsanlık günlerimde oralara eriştiğimiz olmuştur. Herkes çok korksa bile bence bu denizlerde en güvenli yer yine de orasıdır. Ben cahil bir adamım haşmetlim ama denizleri iyi bilirim. Gözümle görmediğim canavarlara da de asla inanmam. " "Cesur bir adamsın sen Jasfid de Javinoriel" dedi kral. "Ancak bilesin ki bu garip dünyada görünmeyen tehlikeler de vardır." Jasfid itiraz edecekken Erulain'in yapmış olduğu görünmezlik büyüsü aklına geldi ve sustu. Loreena kaygılı gözlerle "Bu konuyu bir daha düşünmenizi istiyorum. Hayatınızı tehlikeye atmanızı istemem asla. Javinoriel'in bahsettiği yolu bilmiyorum ve pek de güvenli bulmadım" Wencellas "Loreena'ya katılıyorum. Acele karar vermeyin. Bilmedik bir yola çıkmak delilik olur." Jasfid "Bana güvenmiyor musunuz yani?" diye sordu. Erulain "Sevgili kral ve kraliçem. Burada olduğum müddetçe en çok güvendiğim kişilerden birisi de Jasfid oldu. Eğer o yolu güvenli buluyorsa bizim için de güvenlidir ve dahası kaybedecek fazla vaktimiz yok" dedi. "Tamam" dedi Alduéren "Ne zaman yola çıkıyoruz" diye sordu heyecanla. Erulain atıldı "Gemi bulur bulmaz sevgili Alduéren" . Alduéren'in yüzü asıldı birden. Çok önemli bir unsuru atlamıştı. Gemiyi nereden bulacaklardı. Wenceslas sessizliği bozdu. "Üzülmeyin. Eğer son kararınız bu ise o konuda size ben yardımcı olacağım." Loreena'ya dönerek "Aarab'ı çağır Loreenam. Onunla konuşmak istediğim birşey var." "Tamam" dedi Loreena. Sonra diğerlerine dönerek "Sizler de dilediğinizi yapabilirsiniz şimdi." dedi. Alduéren sevinçli bir çığlıkla Erulain'e sarıldı "Gidiyoruz Erulain. Babama, Selmoria'ya, Elmour'uma gidiyoruz" Erulain duraladı. Alduéren'e şaşkınlığını fazla belli etmeyerek "Evet Alduéren. dönüyoruz" dedi sadece. Hepbirlikte cam kubbeli odadan çıkarken Erulain'in kafasında "Elmour'uma" kelimesi yankılanmaktaydı.



Alduéren için çok zor geçen iki günün ertesinde kral Wenceslas herkesi huzurun çağırdı. Özellikle Alduéren ve Erulain kralın neler söyleyeceğini beklemekteydiler. Wenceslas ayağa kalkarak "Dostlarım" diye başladı sözüne. Aarab herzamanki gibi sağ tarafında hazırkıta beklemekteydi Wenceslas'ın. Loreena oldukça hüzünlü görünüyordu. "Dostlarım" diye devam etti "Sizlere söz verdiğim üzere bir gemi bulmuş bulunmaktayım." Alduéren'in gözleri ışıltıyla parladı. "Aarab bana bu konuda yardımcı oldu. Gemi bir iki gün içinde yola çıkmak için hazır olacak. Bu arada sizler de tanıdıklarınızla vedalaşıp gerekli hazırlıklarınızı yapabilirsiniz. Yalnız bir şartım var. Ancak ve ancak bu şartla yola çıkabilirsiniz" meraklı bakışlar adeta kralın ağzından çıkan harflere odaklanmıştı. "Aarab da sizinle gelecek. Aarab uzun yıllar bana iyi hizmet vermiş güvendiğim yegane insanlardan birisidir ve zaman zaman fikirlerine ihtiyaç duyduğum akıl hocamdır. Sizlere verebileceğim başka bir hazinem yok. Onu sizlere hediye ediyorum. Gerek gücü gerekse fikirleriyle zor anlarınızda sizlere yardımcı olacaktır. Sizlere iyi yolculuklar diliyorum" diye sözünü tamamladı. "Peki ama kralım, Aarab bizimle gelirse askerlerinizi kim idare edecek." dedi Alduéren merakla. Loreena "Güzel kızım, Aarab'ın yerini Naasır alacak. Kendisi okulumuzun en yetenekli öğrencilerinden birisi ve bildiğin gibi aynı zamanda da Frieda'nın nişanlısı." Naasır girdi içeri. Kulak hizasına uzanan parlak kumral saçları, geniş omuzlarıyla geleceğin komutanı karşılarında duruyordu.

Kısa fakat anlamlı bir törenle Aarab görevini Naasır'a devretti. Herkes son derece duygulanmıştı. Frieda, Alduéren'in ayrılacağını öğrendiği ilk andan itibaren gözyaşlarına engel olamıyordu. Alduéren de ayrıldığına çok üzülüyordu ama öbür tarafta ailesi ve Elmour gitmesini gerektiriyordu. İki günlük hazırlıktan sonra yolculuk günü gelip çatmıştı. Alduéren saraydaki herkesle tek tek vedalaştı. Son bir haftadır Loreena'yı pek göremiyordu. Eskiden haftada iki üç gece uğradığı cam kubbeli salona uğramaz olmuştu. Odasından pek çıkmıyor, yanlız kalmayı yeğliyordu. Sabah kahvaltısından sonra saray kapısının önündeki avluda biraraya geldiler vedalaşmak için. Frieda gözyaşlarına hakim olamıyor, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Wenceslas son derece üzgün görünüyordu.

Jasfid ise "Hadi dostum, yeter beni de ağlatacaklar, ne diye oyalanıyoruz ki" diyerek Erulain'i çekiştiriyordu. Aarab sert

bakışlarla tepeden süzdü Jasfid'i. Zaten baştan beri ondan hiç hoşlanmamıştı. Jasfid Erulain'in kulağına uzanarak "Dostum. Bu azmanın gelmesi şart mı? Gemiyi bu batıracak bu gidişle" dedi. Erulain "Lütfen sessiz ol. Bu kadar gürültü çıkaracağını bilseydim seni asla yanıma almazdım." "O zamanda yola çıkmak için beklerdiniz sayın uzun kulak efendi bahara dek" dedi Jasfid bilmiş bilmiş. "Tamam" dedi Erulain. "Tamam sen kazandın. Lütfen sessiz ol ve şikayet etmeyi kes". Ters bir bakış attı Jasfid, Aarab'a kısık sesle söylenerek. Erulain'in Jasfid'e dönerek kaşlarını çatması Jasfid'i susturdu. Alduéren "Loreena nerede, nerede o" diye sordu. "Cam kubbeli salonda " dedi Wenceslas "Seninle son kez konuşmak istediği birşey var. Hızlı adımlarla cam kubbeli salona ilerledi Alduéren.

Geniş salona açılan basamakları adımladı. Etraf sessizdi. Sadece oda ortasında yeralan havuzun şıkırtılı sularının çıkardığı melodiler yankılanmaktaydı. Loreena arkası dönük olarak denize bakan pencerelerden birisinin önünde duruyordu. Kollarını göğsü üzerine kavuşturmuş, denize doğru düşünceli gözlerle bakmaktaydı. Pencereden içeri giren meltem, uzun kızıl saçlarını geriye doğru dalgalandırmaktaydı. Alduéren yakınına doğru ilerledi. "Kraliçem" dedi. Loreena Alduéren'e doğru döndü. Alduéren Loreena'ya doğru bir iki adım attı. Loreena gülümseyerek Alduéren'in ellerini avucunun içine aldı. Alduéren "Ben sizi.." Loreena "Lütfen" diyerek sözünü kesti. "Sen bana gönderilmiş en güzel hediyelerden birisisin Alduéren. Yeryüzünde senin gibi pırıltılar oldukça yaşayacak bu dünya. Al. Sana bunu veriyorum. Ona artık ihtiyacım olmayacak." "Ama..ama" dedi Alduéren. Avucunun içinde ondört köşeli yıldız parlamaktaydı. "Ama bu sizin yıldızınız, güç kaynağınız"

"Evet" dedi Loreena. "O benim yıldızımdı. Tek yıldızım. Ama şimdi yüzlerce yıldızım var. Frieda ve diğerleri. Onların hepsi birer yıldız ve bu kaosun günün birinde bitmesi için hepsi tüm varlıklarıyla savaşacaklar ve geleceğin güzel toplumlarını yaratacaklar. " Alduéren oldukça şaşırmıştı. Loreena "Artık ona ihtiyacım yok Alduéren. Ama senin çok olacak. Bunu almanı istiyorum. Bu yıldız bana annemden hediyeydi. Benim de sana olan bir hediyem. Sönüp giden kayıp yıldızların ışıklarını yeniden yakmakta yardımcı olacak sana. Kaybolan irfanların ışıklarını. Yolun aydınlık olsun." dedi ve Alduéren'in alnına bir öpücük kondurdu. Sonra konuşmadan diğerlerinin yanına geldiler. Sırayla birbirlerine sarılıp vedalaştılar. Kapının dışında onları limana kadar götürecek olan araba beklemekteydi. Loreena Erulain'e dönüp "Kendini iyi gizle. Bilirsin ki buralarda elfleri sevmezler" dedi. "Tamam" dedi Erulain arabaya binerken. Loreena "Bu kadar erken ayrılacağını asla tahmin etmezdim. Gerçi ne zaman olursa olsun benim için hep erken olacaktı" dedi son kez sarılırken Alduéren'e. En son Alduéren bindi arabaya. Geriye doğru bakarak el salladı. Wenceslas " Yolunuz açık olsun dostlarım. Barış ve sağlık sizinle olsun." Araba limana doğru ilerleyip yavaş yavaş gözden kaybolurken Wenceslas "Simliyıldız"ı ona verdin mi" diye sordu. Loreena evet anlamında başını salladı. Wenceslas "Bir kez daha haklıydın

işte sevgili Loreenam. Işığının söndüğünü görmüştün. İşte artık ışığın bir başkasını aydınlatıyor" dedi. Loreena "Bizde daha yüzlercesi var" derken gülümseyen yüzünden gurur ve mutluluk okunuyordu.













"

 
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

İlgili Linkler
· Hikayeler Hakkında
· Yayınlayan Editör: ringmaster
· Ana Sayfa


Hikayeler Hakkında en çok okunan :
Gölgelerin İçinden


Yazıcı Dostu Sayfa  Bu Yazıyı bir Arkadaşınıza Gönderin

"Hikayeler: Alduéren (KAYIP YILDIZIN IŞIĞI) XIII. BÖLÜM" | Oturum Aç/Yeni Hesap Yarat | 13 yorum
Puan
Yorumlar gönderene aittir. İçeriğinden hiçbir şekilde site ve site yönetimi sorumlu tutulamaz.
Re: Alduéren (KAYIP YILDIZIN IŞIĞI) XIII. BÖLÜM (Puan: 1)
Gönderen Gondorian_Flame Tarih: Mayıs 16, 2003 - 12:25:18
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Evet bu defa ilk yorumu atma mutluluğu bana ait:)))))))))
Eve dönüş yolculuğu gizemli bir boğazdan geçiyor ve içimden bir ses bu yolculuğun oldukça maceralı olacağını söyluyor. Bu arada Aldueren hala daha bir elf olduğunu öğrenemedi bakalım ne zaman ve nasıl öğrenecek.


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Alduéren (KAYIP YILDIZIN IŞIĞI) XIII. BÖLÜM (Puan: 1)
Gönderen Aldueren (aldueren@yahoo.co.uk) Tarih: Mayıs 16, 2003 - 14:05:16
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Bu arada Alduéren'in aslını nasıl öğrenecek, o biraz ileride. Bazı arkadaşlar anlamamakta ısrar etseler de (!) o şu anda tamamen bir insan görünümünde. Yani boyu bir insanınki kadar, kulakları uzun değil vs. Dış görüntüsü tamamen insan halinde. Yani elfler görünmez olabiliyorlar da neden farklı görüntülere giremiyorlar, varsın benim hikayemde de öyle olsun di mi. Bunun bir kuralı yokki.

Geri dönüşten sonra babasıyla yeniden karşılaşacak ve ona kendisi hakkında anlatması gereken şeyleri soracak. Bunun üzerine de babası ona kendi gerçek kızları olmadığından bahsedecek, ama onun aslında kim olduğunu babası da bilmediğinden Alduéren köklerini aramak için Ulugece ormanına geri gidecek ve burada bir süprizle karşılaşacak. Daha ayrıntıya girmek istemiyorum. Bu olaydan sonra Alduéren'in üzerindeki büyü sıyrılacak, evet aynen öyle, sanki üzerindeki bir örtüyü çeker gibi, ve Alduéren gerçek elf görüntüsüne kavuşacak. Boyu, endamı ve kulakları aynen bir elf gibi olacak. Aslında yapılan büyü sanki diğer insanların ve onun kendisini insan gibi görmesini sağlayan bir halüsilasyondan başka birşey değil. Yani buna benzetebilirim.

Yani nasıl Frodo ve Sam, elf pelerini altında bir taş gibi görünüyorlar ve elf pelerinleri onları gizliyorsa bu büyü de bunun gibi birşey.

Kendinize iyi bakın

Alduéren


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Alduéren (KAYIP YILDIZIN IŞIĞI) XIII. BÖLÜM (Puan: 1)
Gönderen enantoiel (lale_mevsimi@yahoo.com) Tarih: Mayıs 23, 2003 - 12:41:13
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Alduéren Erulain'i görmüyor bile ..."Elmour'uma gidiyoruz..." haaa
çok güzel gidiyor bakalım Erulain kendini ne zaman farkettirebilecek Alduéren'e
ben fikrimi yukarıda söyledim ama tekrar edeyim
ana olaylardan önce Jasfid'in macerası olursa daha iyi olacağı kanaatindeyim:yani hem Aarab hem de Jasfid'i daha iyi tanımış oluruz diğerlerini önceki bölümlerden tanıyoruz hem Jasfid ve Aarab ilk görüşte daha sevmemişti birbirlerini belki böylece birbirlerini daha iyi tanıyıp birbirlrine kötü bakışlar atmayı bırakırlar :D
".....odadan çıkarken Erulain'in kafasında "Elmour'uma" kelimesi yankılanmaktaydı......."
yankılanmaz mı ? sen son gemiye atla Alduéren'i kurtarıcam diye
o senin boynuna Elmour'a dönüyoruz diye sarılsın :DD
şaka bir yana çok sevdim bu bölümü
devamını bekliyoruz her zamanki gibi




[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Dayamamadım :)))))))))))))) (Puan: 1)
Gönderen rundmc1982 (rundmc1982@yahoo.com) Tarih: Mayıs 24, 2003 - 11:01:01
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Abla aramızda geçen konuştuğumuz konuyu biliyorsun. Bir daha yorum yazmıcam demiştim ama dayanamadım yazıyorum işte. (nasılsa son.....:(((((((((

Ayrılık iyimi oldu kötümü oldu bir türlü karar veremedim doğrusu. Aarab ile bizim fransız arasındaki diyaloglar tahmin ettiğim gibi çıktı. Favorim aarab'tır şimdiden söyleyeyim.

Aslında daha söylemek istediğim bir sürü şey var ama susmayı yeğeliyorum. Neyse görüşmek üzere...


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Bu site filmin, kitapların, veya yazarın resmi sitesi değildir.Tamamen Türk yüzük dostları tarafından hazırlanan konu odaklı bilgi, haber, düşünce ve materyal paylaşımını amaçlayan bir fan sitesidir.
Sayfada yer alanlar ancak izin alınarak ve kaynak gösterilerek kullanılabilir.
Lord of The Rings - Turkish Fan Site
yuzuklerinefendisi.com / 2001 - 2012