Ana Sayfa Hesabınız Yazı Ekleyin FAN ART FRP - RPG
J.R.R.Tolkien Kitaplar Galeri Biz Kimiz
Üye ol Üye girişi
Yazı aramak istediğiniz
Sitede 41 ziyaretçi, 0 kullanıcı var.
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

Seçenekler
· Ana Sayfa
· Yazı Gönderin
· İstatistikler
· Bizi Tanıtın
· Forum
· Yükle
· En iyiler
· Linkler
· Hesabınız

YÜZÜKLERİN EFENDİSİ

J.R.R.Tolkien
Hayatı, eserleri, kronoloji, röportaj, resimler...

Kitaplar
Özetler, kapak örnekleri, incelemeler...

Resim Galerisi
Sanatçılara göre sınıflandırılmış 100'lerce resim...




Önceki Yazılar
Kasım 07, 2012 - 16:17:32
· Bitmemiş Öyküler Çıktı (10)

Kasım 07, 2012 - 16:00:58
· Rohan ve Türk Benzerliği Üzerine (0)

Kasım 07, 2012 - 15:56:46
· Hobbit Fragmanları (0)

Aralık 21, 2011 - 08:18:56
· Hobbit Trailer (0)

Ekim 10, 2011 - 10:09:41
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (2) (0)

Haziran 13, 2011 - 10:37:47
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (1) (5)

Haziran 13, 2011 - 10:34:53
· Hobbit Vizyon Tarihleri ve Isimleri Açıklandı! (0)

Haziran 13, 2011 - 10:18:39
· Oyun Fikirleri (2)

Aralık 03, 2010 - 08:08:20
· BBC Tolkien röportajı (0)

Kasım 22, 2010 - 11:15:26
· The Hobbit icin Gazete Ilani (2)

Ekim 22, 2010 - 11:31:19
· Hobbit oyuncuları (10)

Ekim 13, 2010 - 09:27:41
· Yüzüklerin Efendisi'nin Sırrı Ne? (2)

Haziran 02, 2010 - 07:54:36
· HOBBİT TEHLİKEDE (4)

Nisan 06, 2010 - 09:13:39
· Muhiddin-i Arabi'nin Eserleriyle Lotr ve Silmirallion'a Bakın (5)

Nisan 06, 2010 - 09:13:33
· Gölgelerin İçinden (0)

Ocak 19, 2010 - 08:58:13
· Born of Hope. LOTR Fan Filmi (11)

Ocak 08, 2010 - 15:45:13
· Hobbit'le İlgili Bazı Sorular (0)

Ocak 08, 2010 - 15:44:59
· Mucizeler Savaşı (6)

Ocak 08, 2010 - 15:44:38
· LOTR Filmlerindeki Sinir Bozucu Sahneler (18)

Eylül 14, 2009 - 10:17:45
· the Hobbit yapımcı ve yönetmeniyle Röportaj (7)


Eski Yazılar

Hikayeler: Alduéren ( Kayıp Yıldızın Işığı) Bölüm 14
Yayınlanma tarihi Haziran 30, 2003 - 10:34:05 Gönderen ringmaster

Hikayeler Aldueren göndermiş "Sevgili dostlar,

13 sayısının uğursuz olduğuna inandığım için göndermek istedim yeni tamamladığım 14. bölümü.

Okuyanlara da okumayanlara da teşekkür ederim.

--------

Bölüm 14

SİS PERDESİNİN ARDINDAKİ KARANLIK SULAR-1

Ammar-ı Diyar'dan ayrılıp yola çıkalı yaklaşık 3 hafta kadar olmuştu. Limana ulaştıklarında Karamendirek gemisinin, geminin ikinci kaptanı olan Frik ve tayfaları ile onları limanda beklemekteydi. Hiç ummadıkları büyük bir coşku ile karşılanmışlardı. Ne de olsa onlar Kral Wenceslas’ın dostlarıydılar. Frik geminin yönetimini Jasfid'e devretmiş, tüm son kontroller yapıldıktan sonra limandan ayrılarak sis perdesinin kapladığı karanlık garip sulardan geçecek olan rotalarına doğru yelken açmışlardı.





Kuzeye doğru kuvvetle esen rüzgarın da etkisiyle gemi son sürat pupa yelken yolalmaktaydı. Deniz üzerinde adeta kayarak giden gemi ardında beyaz koca köpükler bırakıyordu. Tepede yükselmekte olan güneş ortalığı kasıp kavurmaya başlamış, Alduéren kısık gözlerle güvertede kollarını trabzanlara dayamış denizi seyrediyordu. Gemide geçirdiği zamanı hiç boşa harcamıyor, sürekli olarak kendini geliştirecek uğraşlar ediniyordu. O gün de yine her zamanki gibi Aarab'la güneş tepeye yükselmeden güvertede talim yapmışlardı. Bu sayede kılıç ustalığını her geçen gün daha da ilerletmekteydi. Yorgun mavi gözleri denizin koyu mavi dalgaları arasındaki beyaz köpüklere dalmıştı. Omzuna dokunan zarif el, gözlerini dalmış olduğu denizin sularından ayırmasına neden oldu. Derin bir iç çekti Alduéren "Seni görmek güzel." dedi Alduéren. "Seni de" dedi Erulain. Yola çıkalı beri Erulain kamarasının dışına pek çıkmamış, Alduéren'in gözleri onu arar olmuştu."Sessizliğinin nedenini sorabilir miyim" dedi Alduéren. "Çok başka birisi oldun sanki yola çıktığımızdan beri. Çok garip davranıyorsun. Hele hele limana ilerlerken yolda yaşadığımız garip olay sürekli olarak düşüncelerimi kurcalıyor. Atların durduk yere çıldırması, senin durduk yere kılıcını kuşanıp boşluğa kılıç sallaman". " Seni korkuttuysam özür dilerim Alduéren ama hiçbiri boşuna değildi. Sadece sizi o an korkutmak istemedim." dedi Erulain. "Neler gördün" dedi Alduéren. "Aarab bana elflerin şehre girmemesi için yaptıkları garip büyülerden bahsetmişti, Loreena'nın saray dışına maskesiz çıkmayışının sebebi, tüm bunları biliyorum Erulain" dedi Erulain'in ellerine sarılırken. "O yılanlı kadını gördüm Alduéren. Son kez gözüktü bana ama en korkunç şekliyle. Şimdi herşey bitti işte. Ayrıldık oradan. Unut gitsin. Ben unuttum bile. Şimdi geçmişi değil, geleceği düşünme vaktidir." "Haklısın" dedi Alduéren. Tekrar denize dikti gözlerini. "Ama bu yine de neden hala garip davrandığını açıklamıyor. Yardıma ihtiyacım var Erulain. Dostlarımın desteğine ihtiyacım var. Bu yüzden sizleri yakınımda görmek istiyorum. Sisli denize henüz ulaşmadık. Bizleri neler bekliyor bilemiyorum ama umarım başarır ve halkıma çok geç olmadan yetişir, bir nebze olsun yardıma koşabilirim. Onları çok özledim. Babamı, Selmoria'yı, Elmour'u çok özledim." Elmour'un adının geçmesi Erulain'in tedirgin olmasına yolaçmıştı. " Umarım" dedi Erulain. "Jasfid tüm pervasız görüntüsünün altında özünde iyi bir insan ve iyi bir deniz adamı taşıyor. Bize verdiği sözü yerine getirecektir. Bunu derinden hissediyorum." "Hislerine güveniyorum" dedi Alduéren. "Öyle olmasaydı seninle bu bilinmeyen karanlık yola çıkmazdım" dedi Alduéren iç çekerek. Kollarını Erulain'in boynuna doladı ve "Sana minnettarım, herşey için" dedi . Uzanarak yanağına ufak bir öpücük kondurdu Erulain'in. Erulain kalbinden tüm vücuduna yayılan bir sıcaklık hissetti. Dudakları titredi. Ne söyleyeceğini ve ne yapacağını bilemedi biran için. "Hey! siz oradakiler!". Alduéren haykıranın kim olduğunu görebilmek için kollarını bırakıp arkasını döndü. Bu gelen Jasfid'di. "Hey selam sana denizlerin fatihi" diye seslendi ona doğru ilerleyerek. Erulain ise hala olduğu yerde durmaktaydı. "Az önce gördüklerim de neydi" dedi Jasfid sinsice gülümseyerek. Bunu kendine yaklaşmakta olan Alduéren'e kısık sesle, Erulain'in duymayacağı şekilde söylemişti. Alduéren gülümsedi. "O benim en iyi dostum" dedi. Jasfid "Hmm...genç bir bayan için oldukça yakışıklı bir dost bulmuşsun. Senin için taa buralara kadar iz sürdüğüne göre oldukça iyi dost olmalısınız" dedi imalı imalı. Jasfid Alduéren'in kulağına eğilerek "Aman ha..senin gibi çetin ceviz bir bayan sakın gidip de bu süslü nazik beyefendiye aşık olmasın sakın" Bir kahkaha attı Alduéren. Jasfid yine güldürmüştü onu. "Evet Jasfid sanırım haklısın fazlaca yakışıklı. Ama inan, benim tipim hiç değil" dedi gülümseyerek. "Hah..birgün doğrulara ulaşacağını biliyordum güzelim. Sen benim gibi sert denizcilere layıksın" dedi sırıtarak ve kolunu uzattı. Alduéren Jasfid'in koluna girerek " Yine yapacağını yaptın komik adam. Eee..yemekte ne var" dedi. İki kafadar kol kola girmiş güle oynaya yemek salonuna ilerlerken Erulain düşünceli bir biçimde yavaş adımlarla onları izliyordu. Yemek salonuna girdiklerinde tayfaların çoktan yemeğe başladıklarını gördüler. Aarab ise kendilerine ayrılan masanın ucunda ayakta duruyordu. Jasfid ile Alduéren'in gülerek kapıdan içeriye girdiklerini gördü Aarab. Yüzünde o her zamanki kendine özgün sert ifade vardı. "Aarab, lütfen sarayda değiliz artık dostum, burada böylece dikileceğine neden yemeğe başlamadın." diye sataştı Jasfid. "Patavatsızlığını bu gemiye de bulaştırdın." dedi ağır ağır sakince Aarab. "Hanımım Alduéren emretmedikçe yemeğe başlamam ben." Alduéren söze karıştı "Aarab, lütfen bana hanımım diye hitap etme. Bizler burada artık 4 yoldaşız, birbirimizin dostuyuz. Kimse kimseden üstün değil, hepimiz eşitiz." Jasfid duraladı. "İşte bu sebepten ötürü sen bizim hanımımızsın" dedi. "Keşke herkes senin kadar iyi olsa. Korkutarak kendini zorla saydırmaktansa iyilikle kendiliğinden çevrenin saygısını kazanmayı yeğlerim, işte asıl hanımlık budur." dedi ve eğilerek Alduéren' in elini öptü. Alduéren kızarmıştı. "Hadi beyler, lütfen bunu bana yapmayın, hadi biran önce şu yemeğe başlayalım yoksa ben üçünüzden birini yiyeceğim." dedi. Aarab "Elf efendi nerede peki" diye sordu. Alduéren şaşkın gözlerle geriye baktı "Az önce bizi izliyordu. Çoktan buraya gelmiş olmalıydı" dedi. Jasfid "Sanırım yine kamarasına gitti. Ben de yolculukla ilgili ayrıntıları konuşacaktım sizinle yemekten sonra. Neyse. Artık akşam görüşürüz madem" dedi. Hepbirlikte oturarak yemeğe başladılar. Neşeli geçen bir öğle yemeğinin ardından Alduéren dinlenmeye kamarasına çekildi. Güneş tepede tamamiyle yükselmişti. Öylesine sessizdi ki etraf, geminin dalgalar arasında ilerlerken çıkarttığı çatırtılar ve rüzgarın şişirdiği yelkenlerin gerdiği ip sesleri bile rahatlıkla duyulabiliyordu. Sessizlik Alduéren'in kendisiyle başbaşa kalmasına neden olmuştu. Erulain'in kendilerini izlemediğini farkettiğinden beri kafasında bir düşünce belirmişti. Olayları geriye doğru düşünürken Alduéren'in kafasında Jasfid'in sözleri yankılandı. "İyi dost.. benim için taa buralara kadar iz süren bir dost..peki neden.. " Jasfid şakayla karışık acaba Erulain ile ilgili ona birşeyler mi anlatmak istemişti. Kendisini bulmadan önce Erulain'in Jasfid'e hakkında neler anlattığını düşünürken üzerine bir rehavet çöktü ve derin bir uykuya daldı.



Güneş ufukta çoktan alçalmış, yıldızlar bir fener gibi birer birer belirmeye başlamışlardı gökyüzünde. Jasfid denizcilerin yol bulmakta kullandığı dürbünle denize doğru bakıyor, ufuk çizgisi ve yıldızlar sayesinde izledikleri rotayı takip ediyordu. Kendisine yaklaşan zarif sessiz adımları farkedemedi. "Kaptan" dedi Erulain. Kendini işine kaptırmış olan Jasfid bir an sıçradı "Hıh!..Hay karabataklar didikleyisice! Hey adamım, fena korkuttun yahu" Erulain gülümser gibi oldu. Ama yüzünde o düşünceli ifade vardı. Jasfid tekrar işine dönerek yıldızlara dikti gözünü. "Şimdi şanslı zamanımız. Çok değil, yakında sisli denizlere ulaşacağız. Kun kun adalarının kuzeyinden sonra başlar sisli deniz. Yıldızlar yol göstermeyecek orada bizlere. Gece ile gündüzü sadece etrafın kararıp aydınlanmasından anlayacağız. "İtiraf et." dedi Erulain. "Oraya hiç gitmedin değil mi." Jasfid dürbünden ayırdı gözlerini. Uzunca bir süre hiç konuşmadan baktı Erulain'in koyu yeşil gözlerine. O kadar parlaktı ki gözleri yıldızların ışık yansımaları tek tek seçilebiliyordu üzerinde. Sonra derin bir iç çekerek gözlerini ufuk çizgisine yönlendirdi Jasfid. "Çok zekisin dostum. Sandığımdan çok daha zeki. Beni yakaladın. Evet. Oraya hiç gitmedim, hiç kimse de kendi ayaklarıyla gitmez zaten oraya" "Peki o halde ne gibi birşeye sokacaksın bizi dostum. Yanlış anlama, öyle ya da böyle, bunun için açıklayabileceğin mantıklı bir nedenin mutlaka olmalı, sana güveniyorum ve en iyisini yapacağını biliyorum. Söyleyeceğim şey sadece ne zaman gerekirse, hepimiz buradayız ve hep birlikte ne yapılması gerekiyorsa yapacağız." dedi Erulain. Jasfid devam etti "Hikayenizi biliyorum. Oraya dönmek ve o insanlara yardımcı olmak. Zaman bizim en büyük düşmanımız. Eğer normal yollardan dönmek üzere bahara kadar bekleseydik, onlar tamamen ölmüş olabilirdi ve biz çok geç kalmış olacaktık. Ne pahasına olursa olsun Alduéren'i oraya yetiştireceğim. Buna söz verdim. Ben büyülere, cinlere pek inanmam, gözümle görmediğim tehlikeler beni yıldıramaz. İki yol vardı dostum. Gerçeklerle savaşmak veya gerçek olmayan, ne olduğu bilinmeyen bir korkuyla savaşmak. Adamım. Başka şansımız yoktu. Ya baharı bekleyecektik, buna mecburduk, ya da hakkında fazla birşey bilmediğimiz uğursuz denizden gidecektik. Sen hangisini yapardın?" "Senin yaptığını" dedi Erulain. "Daha önce onlara bu denize gelmediğimi söyleyemezdim. Söyleseydim Loreena asla buna izin vermezdi. Sana bir hayat borçluyum ve bu nedenden ötürü sen ne istersen sonuna kadar yardımcı olurum dostum" dedi Jasfid. "O uzun kulak kraliçe Alduéren'i çok seviyor ve ona zarar gelmesini istemiyor olabilir ancak bilmediği birşey varki o da bir insanın yapması gerektiği görevler. Hepimizin canını tehlikeye atmış gibi görünebilirim ama gerekirse bu gemideki 30 insanın canını yüzlerce insanınkine değişirim. Alduéren'in çok büyük bir sorumluluğu var dostum. Ben cahil bir adamım ama inan bunu hissediyorum. Ben vaktiyle yapmam gereken şeyleri yapamadım. Dürüstçe bir iş tutup ailemi geçindirmek yerine bir avuç serseriye çanak tuttum. Aileden uzak olmak ne demek iyi bilirim dostum. Bu yüzden o kızı istediği yere ulaştıracağım, ölmeden önce iyi birşey yapmaya ant içtim, buna söz veriyorum." "Sana tüm kalbimle inanıyorum. Şimdilik bu aramızda bir sır olsun. Kimsenin panik olmasını istemiyorum" dedi Erulain. Jasfid "Bunu şimdilik sadece sen, ben ve Frik biliyoruz." dedi. Erulain " Ona ne zaman söyledin" dedi. "Yola çıkmadan hemen önce. İsterlerse gemiyi hemen terk edebileceklerini ya da Kun Kun adalarına kadar bizimle gelebileceklerini söyledim. Frik, Kun Kun adalarına kadar kimseye birşey söylemeyeceğini, Kun Kun adalarına yaklaştığımızda isteyenlerin ayrılabileceğini söyledi. Yani 4 gün sonra herkes hikayeyi biliyor olacak. O zamana kadar bu şey aramızda sır olsun." dedi Jasfid. Hepbirlikte yıldızlara bakıp gelecek günlerin yollarını hep aydınlık tutması için dua ettiler.



Jasfid'in doğru tahminleri üzerine tam 4 gün sonra Kun Kun adaları açıklarına yaklaştılar. Kun Kun adaları Ammar-ı Diyar ile Adakıta arasında yeralan, batıda okyanusla birleşen dev denizin doğu tarafında yeralan yüzlerce küçük adalardan biriydi. 3 adanın ince bir toprak parçasıyla birleşmesinden oluşan bir takım adalardı. Güneş, her zamanki gibi parlamaktaydı ancak kuzeye ilerlediklerinden gitgide gücünü kaybediyordu. "Kun Kun adalarıııııııı göründüüüüüü" diye bağırdı geminin orta direğinin tepesindeki gözcü. "Tamaaam" dedi Frik "Demirliyoruuuuzzzz" "Neden daha kıyıya yanaşmadık"dedi Alduéren. "Çünkü güzelim, gel-gitler oldukça sular çekilip geri gelecektir. Kendini bir anda bir kum yığınının tepesinde bulmak ister misin?" dedi Jasfid. " Bu kadar güçlü gelgitlerin olabileceğini tahmin etmemiştim." dedi Alduéren. "Zararı olmazdı güzelim. Bu adamı denize salladıktan sonra gemiyi hafifletir, tekrar yolumuza devam ederdik" dedi gülerek Jasfid Aarab'a bakarken. "Dua et, yolculuk henüz bitmedi. Karaya ayak basar basmaz kelleni eline vereceğimden emin olabilirsin" dedi Aarab Jasfid'e doğru kükrerken. Siyah alnından yanaklarına terler inmekteydi ve sinirden kolundaki damarlar şişmişti. "Lütfen tartışmayalım beyler" dedi Erulain. "Nihayet aramıza teşrif edebildiniz" dedi Alduéren çatık kaşlarla. Erulain yola çıkalı beri etrafına karşı oldukça garip davranıyor ve herkesten uzak durmaya çalışıyordu. Bu durum rahatlıkla farkedilebiliyordu. Jasfid'in sözlerinden sonra Alduéren neler olduğunu tam olarak öğrenebilmek için ona yakınlaşmaya çalışmış ama o yakınlaşmaya kalktıkça Erulain de ondan daha da uzaklaşır olmuştu. Erulain Alduéren'in neden kendisine kızgın olduğunu biliyordu ancak şu an üzerinde düşünülmesi gereken daha önemli bir konu vardı. "Karaya ne zaman çıkıyoruz" dedi Erulain. Jasfid,"Frik'e sandalları hazırlamasını söyledim. Birazdan Kun Kun adalarına çıkacağız. Sisli denize girmeden önce bir molaya ihtiyacımız var." dedi. Erulain bunun nedenini biliyordu. Hazırlıkları tamamlayıp birer birer sandallarla Kun Kun adalarına yolaldılar. Kıyı açıklarına demirleyen gemiyi farkeden yerli halk sevinçle kumsallara koştu. Bu onlar için yeni müşteriler ve yeni ganimetler demekti. Ellerindeki çiçekleri ve meyve sepetlerini daha sandaldan inmelerini beklemeden uzattılar. "Oldukça susamış olan Alduéren kocaman sulu meyveleri görünce dayanamadı. "Aarab bıçağını verir misin, şunu hemen yemek istiyorum" "Aarab meyveyi Alduéren'in elinden alarak kesti ve Alduéren'e geri uzattı. Etrafını saran onlarca çocuk Alduéren'e türlü mercandan yapılma süs eşyaları ve inciler uzatıyorlar ama onun gözü yediği meyvadan başka birşey görmüyordu. Palmiyelerle çevrili ince beyaz kumlardan oluşan kumsal boyunca ilerlediler. Haftalar sonra karaya ayak basmanın sevinci içindeydi Alduéren. Frik'in miçolarından Cenebsul onlara yol gösteriyordu. Çocukları geride bırakarak adanın içlerine doğru ilerlediler. Bambulardan yapılma, kocaman yapraklarla sarılı küçük köy evlerinin arasından geçerek şelalenin bulunduğu yere vardılar. Herkes gününü sahilde geçirdiğinden evler boştu. Burada diğerlerinden daha büyük bir ev vardı.. Cenebsul "Kaptan Jasfid burada onu beklememizi istedi." dedi. Jasfid çok geçmeden onların yanına varabildi. Gemiyi Frik'e teslim etmişti. Frik 4 adamıyla gemide kalacaktı. Jasfid "Evet." dedi. "Bu geceyi bir dostumun evinde geçireceğiz. Sanırım beni gördüğüne pek sevinmeyecek ama yine de 1 geceliğine geminin tahta yataklarında uyumaktansa samanla doldurulmuş bir şiltede uyumayı tercih ederim" dedi. Evin yapraklardan örülmüş kapısını aralayarak içeri girdi. Onu Erulain, Alduéren ve Aarab

izledi. İçeride yere serili yapraklar üzerinde yatmakta olan ince beyaz giysiler içindeki yaşlı esmer adam, kendisine birşeyler yedirmeye çalışan kadına kapıyı işaret ederek kendisini doğrultması için bir iki işaret yaptı. Kadın içeriye biranda dalan yabancılardan tedirgin olmuştu. Yaşlı adam kadının kolundan tutarak çekti "Beni..beni kaldırsana be kadın..." Kadın elindeki hindistan cevizinin kabuğundan yapılma yemek kasesini yere bırakarak iki eliyle yaşlı adamı doğrulttu. Jasfid iki kolu belinde gülümseyerek bakmaktaydı yaşlı adama. Yaşlı adam "Nerelerdesin seni denizler yılanı" dedi Jasfid'e. Konuşma tarzı Jasfid'inkini andırmıştı birden. Alduéren bir an kendine hakim olamayarak kıkırdadı ama Erulain ona sert bir bakış atınca sustu. Jasfid yaşlı adamı belinden kavrayarak kaldırdı "Hey dostum..Hala yıllara meydan okuyorsun.. Bu sene de ölümle düellodasın ha?" "Seni düzenbaz yılan" dedi adam. Kuvvetli bir öksürük tuttu. Kadın panikleyerek elindeki suyu içirmeye çalışırken garip bir dille diğerlerini azarlar gibi el kol hareketi yapmaya başladı. Jasfid diğerlerine dönerek "Hadi dostlarım, yaşlı dostumu biraz yanlız bırakalım da dinlensin. Uzunca bir süredir görmediği dostunu görünce heyecenlandı biraz tabiki" dedi. Sonra yaşlı adama dönerek "Sanırım eski dostunu bu gece filikalarda yatırmayacaksın değil mi" Yaşlı adam sinirli bir şekilde yanındaki kadına birşeyler söyledi. Kadın sürekli olarak kafa sallayarak onaylıyordu. Jasfid "Tamam dostlarım. Merak etmeyin. Yaşlı dostum bize misafirperverliğini en iyi şekilde gösterecektir.Şimdi gelin benimle" dedi gülümseyerek. Hepbirlikte köyün içlerine doğru yürüdüler.



Akşam yemeği için yaşlı Ghandh eski dostu Jasfid onuruna güzel bir ziyafet hazırlatmıştı. Yaşlı Ghandh'ın evinden ayrıldıktan sonra Jasfid onlara adada kısa bir tur attırmış, yolda sürekli olarak "Dostlarım. Uzunca bir süredir denizdeyiz, ve bir süre daha denizde olacağız. Yürüyün, yürüyün de bacaklarınız açılsın" deyip kahkahalar atmıştı. Alduéren'in neşesi yerindeydi. Zaman zaman Jasfid'in söylediği eski korsan şarkılarına eşlik etmeye çalışıyordu. Erulain onları sessiz ve yavaş adımlarla takipteydi, En arkada da Aarab sinirli bir biçimde yürümekteydi. Zaman zaman iri hindistan cevizi ağaçları arasında oturuyor, yabani kuşların seslerini dinliyorlardı. Akşam yemeği vakti köyün meydanında toplanmışlardı. Yüzlerce çeşit tropikal meyvalar, kocaman renkli balıklar, istridyeler, midyeler süslüyordu sofralarını. Yerli halk pervane gibi bardaklar boşaldıkça yenisini dolduruyorlardı. "Pekala" dedi Alduéren. "Bize hala hikayenizi anlatmadınız" Jasfid söze başladı "Ghandh benim en eski dostlarımdan birisi" dedi. "Bana denizciliği öğreten adam" "Malesef" dedi yaşlı adam. "Hayatımın hatasıymış" dedi. "Hadi dostum." dedi Jasfid. Sonra diğerlerine dönerek "Siz onun böyle olduğuna bakmayın, aslında beni sever. Ben onun en iyi miçolarından biriydim eskiden." "O yaşadığımız fırtınada boğulup gitmiş olsaydın evet..en iyi miçolarımdan birisi olabilirdin. Ölseydin seni o zaman saygıyla anardım." dedi yaşlı adam. Gülüştüler. Tekrar öksürük tutmuştu. "Bana kaptanlığı o öğretti. Yıldızlardan yol çizmeyi, rüzgarı kontrol etmeyi, dalgalarla boğuşmayı..Hepsini o öğretti." Alduéren merakla hikayenin devamını bekliyordu. "Neden bu adadasın peki, sen buralı değilsin oysa" dedi yaşlı adama. Kuru keskin bir öksürükten sonra "Evet güzel bayan" dedi. "Aslında Jasfid'le denize açıldığım zamanlarda bile yaşlı bir adamdım ben. Yıllarca denizlerde dolandım durdum. Hiçbir zaman bir ailem olmadı. Bunun sonu yoktu. Geri döndüğümde ise kimse yüzüme bakmadı. Ne de olsa ben herkesin çekindiği kahrolası bir korsandım. Sonra asıl evimin deniz olduğunu anladım ve yeniden denizlere açıldım. Bu sefer tek başımaydım. Yolum beni buralara attı. O gün bugündür bu adadayım. Beraberimde getirdiğim, denizcilik yaşamımda elde ettiğim tüm ganimetlerin beraber paylaşacak bir ailen olmadıkça aslında bir işe yaramadığını ve ne kadar boş olduğunu anladım. Bu insanlar gerçek akrabalarımdan daha çok saygı duydular bana. Asıl ganimetin sevgi ve aile olduğunu anladım." Sonra derin bir iç çekti. Sessizliği Jasfid bozdu "Evet..haklıydın. Dilersen devamını ben anlatayım. Birgün bu adalar arasında dolanırken tesadüf eseri ona burada rastladım. Hatırlıyor musun Ghandh, bana o gün ne demiştin?" "Evet." dedi Ghandh. Tekrar öksürüğü tuttu. Alduéren merakla ağızlardan çıkacak sözü bekliyordu. "Bana asıl ganimetin seni gerçekten seven insanların olduğunu söylemiştin. Yol yakınken dön demiştin. Belki çoktan geç oldu ama seni şimdi daha iyi anlıyorum" dedi Jasfid. Yüzünde hüzünlü bir ifade belirdi. Alduéren çok etkilenmişti bu manzaradan ve kendini tutamayarak ayağa kalktı ve Jasfid'e dönerek "Hiçbirşey için geç değil Jasfid. Bak, bizler gerçekten seni seven insanlar olarak buradayız. Asla hiçbirşey için geç olduğunu düşünme." Onu Erulain sonra da Aarab izledi. Jasfid ayağa kalktığında oldukça duygulanmıştı. Bu hiç de alışık olmadığı bir duyguydu dolayısıyla bir an için küçük düştüğü gibi bir kanıya kapıldı. Bu durumdan kurtulmak için biran önce sözü değiştirmek istedi ve Erulain ile daha önce kararlaştırdıkları gibi sisli deniz hakkındaki gerçeği biran önce dile getirmeye karar verdi. "Peki" dedi Jasfid. "Birazdan söyleyeceklerimi duyunca da beni bu kadar sevecek misiniz?" Alduéren şaşkın bir ifadeyle "Nedir söyleyeceğin? " dedi ve diğerlerine baktı. "Daha fazla geciktirmenin bir anlamı yok dostum" dedi Jasfid Erulain'e doğru bakarak. Erulain onaylarcasına kafasını salladı. Ghandh oturduğu yerde öksürüklerini durdurmaya çalışırken bir yandan da olan biteni garip izlemekteydi. Kısa bir sessizlik oldu. Jasfid söze başladı "Sizlere birşey itiraf etmek istiyorum". Fısıltılar oldu. "İtiraf ederim ki yolum daha önce sisli denizden geçmemiştir" Herkes suskun bir halde durakaldılar. Ghandh "sisli...sisli deniz mi" diyerek öksürüklere boğuldu. Sessizliği Aarab'ın kükreyen sesi bozdu "Seni sahtekar domuz" Kılıcının kınını kavrayarak kılıcını kaldırdı, ay ışı altında kılıç çınlayarak parladı. Aarab Jasfid'e doğru bir hamle yapmıştı ki Erulain önünü kesti. Alduéren durumdan son derece rahatsız olmuştu "Sana bunun için teşekkür mü etmeliyim yoksa kızmalı mıyım ha sevgili Jasfid" dedi. Jasfid "Başka çarem yoktu. Gitmedim deseydim kraliçe bizi bırakır mıydı. Sen olsaydın Alduéren baharı mı beklerdin yoksa." Alduéren iç çekerek devam etti. "Senin yaptığını yapardım. Ama kızdığım nokta en azından bize karşı dürüst olmadın. Bu insanlara karşı. Benim yüzümden kimsenin bir tehlikeye atılmasını istemiyorum. Bu benim görevim bu tehlikeyi ben göğüslemeliyim." "Tek başına değil" dedi Aarab. "Eğer hanımım öyle uygun gördüyse ölüme bile bile onunla giderim." Erulain diğerlerine dönerek "Kaptanınız Frik sizleri gemide bekliyor. Eğer aranızda şu an ayrılmak isteyen varsa buradan ayrılabilir ve biz kendi imkanlarımızla başımızın çaresine bakabiliriz. " dedi tayfalara doğru. Herkes birbirine bakındı.

Cenebsul öne çıktı "Kaptan Jasfid nereye biz oraya" diye bağırdı, sonra hep birden "Kaptan Jasfid nereye biz oraya" diye bağrıştılar, bir anda büyük bir coşku yaşandı. Ortalık yatıştıktan sonra Jasfid Alduéren'e dönerek "Bana destek verdiğiniz için sonsuz minnettarım size" dedi. Alduéren "Asıl ben sana ve hepinize minnettarım, benimle bu yola çıkan herkese minnettarım" dedi. Miçoların arasından sıyrılarak Alduéren'in önüne gelen Cenebsul "Kralımız bizlere bilinmeyen yollarda bile olsak hanımımızı asla terketmememizi tembih etti. Yıldızların hanımına ne yapsak yine de ona layık olamayız" Alduéren heyecandan ne söyleyeceğini şaşırmıştı. Tüm bu olan biten herşeyin bir rüya mı yoksa gerçek mi olduğuna

karar veremedi bir an. Çok fazla duygulanmıştı. Jasfid diğerlerine dönerek " Dostlarım, şimdi zaman bu konuyu enine boyuna tartışma zamanıdır. Yapılacak çok işlerimiz fakat buna imkan vermeyecek çok az zamanımız vardır" dedi. Erulain "Alduéren, Aarab. Lütfen bizimle gelin. Konuşacaklarımız var"derken yüzünde daha önce hiç görmedikleri kadar ciddi ve düşünceli bir ifade vardı.



Yolculuğun detaylarına ait konuları konuşmak üzere hepbirlikte Ghandh'ın çadırına doğru ilerlediler. Ghandh "Jasfid, dostum. Ağzından sisli denize gideceğin sözü çıkınca aklını oynattın sanmıştım." dedi. "Oraya çok yakın olmama rağmen gitmeye asla cesaret edemedim. Gerçekten de yürekli

bir denizci olmuşsun. Ya da çok ahmaksın. İkisinden birisi." Erulain söze atıldı "Bizlere ya bildiğini anlatırsın ya da susarsın" dedi. "Biz çoktan yolumuzu çizdik, kendi fikirlerini kendine sakla, bizlere sadece sisli deniz hakkında bildiklerini anlat" dedi sertçe. "Kızma genç dostum" dedi Ghandh. "Sen de benim gibi yaşlı ve ölüme yakın bir adam olsaydın, hayatın ne denli tatlı olduğunu ancak o denli iyi anlardın. Ama bir elf için bu anlamak imkansız öyle değil mi." Herkes oldukça gergin ve heyecanlıydı. Ghandh söze başladı "Aslında pek fazla şey de bilinmez sisli deniz hakkında. Çünkü giden olmamıştır. Gidip de dönen olmaz oradan. Kendini kaybeder derler insanlar için orada. Sisler oyun oynarmış insanlarla. Yansıyan ışıklar, olmayan görüntüler gerçek gibi gelirmiş, sis yutarmış herkesi.

Sesler duyulurmuş, kimine kadın, kimine çocuk sesleri.

Kapılıp gidenleri sisli denizin karanlık sularında yaşayan canavarlar kaparmış" "Hikaye bunlar!" diye haykırdı Jasfid. "Dostlarım, bu adam iyice bunamış, sizler onu dinlemeyin." Alduéren "Bu şekilde bize nasıl yardımcı olacaksın Jasfid, onu dinlemeyeceksek neden bizi buraya getirdin" dedi. "Cesaretini ve bağlılığını takdir ediyorum ama ya dedikleri gerçekse ne yapacaksın." diye devam etti. Erulain söze atıldı "Üzerinde fazla düşünmemizi gerektirecek bir durum yok. Çünkü fazla birşey bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey bir bilinmeze doğru yol aldığımız. Karşılaşabileceğimiz herşey için hazırlıklı olmalıyız. Kaptanımızın görevi yönümüzü kaybetmemek. Canavarlar var ise, savaşmak da bizim görevimiz" dedi. Aarab " Yanlız değilsin dostum. Ammar-ı Diyar'da yaşadığım garipliklerden sonra ne olursa olsun hiçbirşey beni yıldırmayacaktır. Aslı bilinmedik hikayelerle gözümüz korkmamalı." "Tamam o zaman" dedi Alduéren. "Elde tutulur hiçbirşey bilmiyorsak neden faraziye ile beynimizi bulandırıyoruz. Hadi, erkenden yatalım. Yarın gerçekten güce ihtiyacımız olacak. Boşa konuşarak harcanacak gücümüz yok" diyerek toplantıyı sona erdirdi.



"

 
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

İlgili Linkler
· Hikayeler Hakkında
· Yayınlayan Editör: ringmaster
· Ana Sayfa


Hikayeler Hakkında en çok okunan :
Gölgelerin İçinden


Yazıcı Dostu Sayfa  Bu Yazıyı bir Arkadaşınıza Gönderin

"Hikayeler: Alduéren ( Kayıp Yıldızın Işığı) Bölüm 14" | Oturum Aç/Yeni Hesap Yarat | 5 yorum
Puan
Yorumlar gönderene aittir. İçeriğinden hiçbir şekilde site ve site yönetimi sorumlu tutulamaz.
:(((((((((((((((((((( (Puan: 1)
Gönderen Gondorian_Flame Tarih: Haziran 30, 2003 - 16:10:48
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Merhaba Aldueren,

yine roman tadıda bir bölümle dönmüşsün, Hollanda gezin güzel geçmiştir ve seni aradığın cevaplara ulaştırmıştır umarım. Bu arada sana biraz kızgınım ; ne demek "Benım tipim değil" ha!
Sen kalk ta nereden kızı kutarmaya gel, o hala daha Elmorur'u düşünsün. Ya bu Aldueren kör mü, bir insanla bir elf boy ölçüşebilir mi hiç. Evet şakayla karışık da olsa demek istediğim, eğer Aldueren kendi isteğiyle değil de Elmour öldüğü için Erulain'i seçerse bu bence aşk olmaz ve ayrıca Erulain'e de haksızlık olur. Tabiki burada yönetmen sensin ve kalem senin elinde bizim de Erulain gibi bekleyip görmekten başka şansımız yok:)


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Re: Alduéren ( Kayıp Yıldızın Işığı) Bölüm 14 (Puan: 1)
Gönderen enantoiel Tarih: Temmuz 02, 2003 - 10:13:35
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
merhaba Alduéren

hikayenin devamını okuyabilmek çok güzel ,özlemişim valla :D
yazında çok hoşuma giden cümleden bahsetmeden geçemeyeceğim
"Kızma genç dostum" dedi Ghandh. "Sen de benim gibi yaşlı ve ölüme yakın bir adam olsaydın, hayatın ne denli tatlı olduğunu ancak o denli iyi anlardın. Ama bir elf için bu anlamak imkansız öyle değil mi."
bu cümleyi çok sevdim ,ayrıca Erulain'den pek beklenmeyen bir üslupta ( ya Erulain ne kadar gergin öyle ,neredeyse herkesi azarlayacak gibi :) yaptığı o sert çıkış ("Bizlere ya bildiğini anlatırsın ya da susarsın" dedi. "Biz çoktan yolumuzu çizdik, kendi fikirlerini kendine sakla, bizlere sadece sisli deniz hakkında bildiklerini anlat" )karşısında verilebilecek en güzel cevaptı doğrusu :))
eeee ne demişler keskin sirke küpüne zarar bu garip tavırları başına bir iş açmaz umarım Erulain'in
haa bir de Jasfid var tabi ,hikayeye eklemem ne iyi olmuş hikayenin neşesini yerine getirdi ("Hıh!..Hay karabataklar didikleyisice! .....lafı çok komikti:D )

Hoşçakal....


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Bu site filmin, kitapların, veya yazarın resmi sitesi değildir.Tamamen Türk yüzük dostları tarafından hazırlanan konu odaklı bilgi, haber, düşünce ve materyal paylaşımını amaçlayan bir fan sitesidir.
Sayfada yer alanlar ancak izin alınarak ve kaynak gösterilerek kullanılabilir.
Lord of The Rings - Turkish Fan Site
yuzuklerinefendisi.com / 2001 - 2012