Ana Sayfa Hesabınız Yazı Ekleyin FAN ART FRP - RPG
J.R.R.Tolkien Kitaplar Galeri Biz Kimiz
Üye ol Üye girişi
Yazı aramak istediğiniz
Sitede 41 ziyaretçi, 0 kullanıcı var.
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

Seçenekler
· Ana Sayfa
· Yazı Gönderin
· İstatistikler
· Bizi Tanıtın
· Forum
· Yükle
· En iyiler
· Linkler
· Hesabınız

YÜZÜKLERİN EFENDİSİ

J.R.R.Tolkien
Hayatı, eserleri, kronoloji, röportaj, resimler...

Kitaplar
Özetler, kapak örnekleri, incelemeler...

Resim Galerisi
Sanatçılara göre sınıflandırılmış 100'lerce resim...




Önceki Yazılar
Kasım 07, 2012 - 16:17:32
· Bitmemiş Öyküler Çıktı (10)

Kasım 07, 2012 - 16:00:58
· Rohan ve Türk Benzerliği Üzerine (0)

Kasım 07, 2012 - 15:56:46
· Hobbit Fragmanları (0)

Aralık 21, 2011 - 08:18:56
· Hobbit Trailer (0)

Ekim 10, 2011 - 10:09:41
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (2) (0)

Haziran 13, 2011 - 10:37:47
· Orta Dünya Tarihi: Kayıp Yol ve Diğer Yazılar (1) (5)

Haziran 13, 2011 - 10:34:53
· Hobbit Vizyon Tarihleri ve Isimleri Açıklandı! (0)

Haziran 13, 2011 - 10:18:39
· Oyun Fikirleri (2)

Aralık 03, 2010 - 08:08:20
· BBC Tolkien röportajı (0)

Kasım 22, 2010 - 11:15:26
· The Hobbit icin Gazete Ilani (2)

Ekim 22, 2010 - 11:31:19
· Hobbit oyuncuları (10)

Ekim 13, 2010 - 09:27:41
· Yüzüklerin Efendisi'nin Sırrı Ne? (2)

Haziran 02, 2010 - 07:54:36
· HOBBİT TEHLİKEDE (4)

Nisan 06, 2010 - 09:13:39
· Muhiddin-i Arabi'nin Eserleriyle Lotr ve Silmirallion'a Bakın (5)

Nisan 06, 2010 - 09:13:33
· Gölgelerin İçinden (0)

Ocak 19, 2010 - 08:58:13
· Born of Hope. LOTR Fan Filmi (11)

Ocak 08, 2010 - 15:45:13
· Hobbit'le İlgili Bazı Sorular (0)

Ocak 08, 2010 - 15:44:59
· Mucizeler Savaşı (6)

Ocak 08, 2010 - 15:44:38
· LOTR Filmlerindeki Sinir Bozucu Sahneler (18)

Eylül 14, 2009 - 10:17:45
· the Hobbit yapımcı ve yönetmeniyle Röportaj (7)


Eski Yazılar

İRADELERİN ÇARPIŞMASI VE SAVAŞTAKİ EN BÜYÜK SİLAHLAR: GÜÇ YÜZÜKLERİNİN HİKAYESİ
Yayınlanma tarihi Eylül 29, 2020 - 16:18:19 Gönderen iarwainbenadar

YAZILAR / Ortadünya Yazıları gimli-lotr göndermiş "
"Sauron'un gücünün ve iradesinin çoğu Tek Yüzük'e geçti; çünkü Elf yüzükleri çok güçlüydü ve onları yönetebilecek şeyin baskın bir etkisi olmalıydı." Güç Yüzüklerine Dair-JRR Tolkien



Ortadünya tarihi bir anlamda savaşların tarihidir de, bütün büyük dönemlerinin ardında ta yaradılışından beri inanılmaz bir çekişme vardır. En baştan beri yaratılan dünyayı değiştirmek ve iyiye veya kötüye doğru götürmek amacı her çağa damgasını vurmuş; bazen iyiler bazen ise kötüler bu kendi içinde büyük ama Ortadünya tarihi düşünülürse küçük çatışmalardan galip ayrılmışlardır. Kullanılan silahlar çağlar boyunca değişse de bir silah vardır ki, bütün diğer silahlardan üstün ve kudretli olmuştur. Bu silah iradenin gücüdür, ve bu güç hiç bir zaman Yüzükler dönemindeki kadar doruğa çıkmamıştır. Yüzüklerin gücü herhangi bir silah gibi açıkca canlıları öldürmekte kullanılmayacak kadar büyüktü, onlar canlıların akıllarına hakim olmakta ve kullanıcısının iradesini emrindekilerin ta yüreklerine yerleştirmekte mahirdiler. Bu yazıda özellikle Tek'in dışında kalan yüzükler konu edilecek ve onlar ile birlikte Güç Yüzüğü'nün de bazı özellikleri anlatılmaya çalışılacaktır.

"..tam o anda Mordor'un orduları titredi, gönüllerine kuşku düştü, kahkahaları kursaklarında kaldı, elleri titredi, kolları bacakları boşaldı. Onları yönlendiren ve içlerini nefret ve hiddetle dolduran Güç, tereddüt içinde gidip geliyordu ve iradesi üzerlerinden kalkmıştı; artık düşmanlarının gözlerine bakınca ölümcül bir ışık görüyorlar ve korkuyorlardı."Kralın Dönüşü-sf. 252.

Peki Güç Yüzükleri'nin yapılışının ardında kim yada kimler vardı ve amaçları neydi, Yüzükler ne için yapılmışlardı? Bu ve benzer soruların ardındaki cevap tek bir kişide toplanıyor: Sauron. Thangorodrim yıkılıp, Morgoth devrildiğinde Sauron en iyi ve içten görünüşüyle boyun eğdi, amacı tekrar güven kazanmak ve planlarını uygulayacağı müsait zamanı beklemekti. Ama Manwe tarafından yargılanacak olması ve Morgoth ile birlikteyken yaptığı kötülüklerin büyüklüğünden duyduğu korku ile Ortadünya'da gizlendi ve uygun zamanı kollamaya başladı. Beklediği anın gelmesi çok uzun sürmeyecekti çünkü büyük savaşın ardından Ortadünya'da bir karışıklık ve güvensizlik hüküm sürmekteydi. Valar Ortadünya'yı unutmuş gibiydi ve Elf hanedanları içinde bile bir düzensizlik göze çarpmaktaydı. İşte bu dönemlere rastlar Armağanlar Efendisi Annatar'ın İlkdoğanlar arasında tekrar boy göstermesi ve onların güvenini kazanması. Ve Sauron'un ağzının hiç duyulmadık sözlerle tanışması. Bir dönem sonra "Elfler tekrar yükselmeli, denizin ardındaki topraklarda ki mutluluk ve güç Ortadünya'ya da hakim kılınmalı.Valinor kadar aydınlık olabilecek bir Ortadünya'yı kim neden istemesin?" sorusu düştü Elf efendilerinin yüreklerine, ve bu soruyu en içten soranlar ise Noldor halkı oldu. Çünkü onlar Batıya dönmeyi reddetmiş bir klandılar ve kaçırdıkları ile sevdiklerini aynı yerde görme isteği hep akıllarındaydı. Böylece kulak verdiler Annatarın, yada gerçek ismi ile Sauron'un sözlerine. Ve kulakları o güzellikleri duyup, akılları hayal etmeye başlayınca; kendilerini uyaranlara gittikçe daha az hak verir oldular. Efendi Elrond ile Kral Gil-galad'ın çabaları sadece Annatar'ı Lindon'a sokmamaya yetti ama uyarılarını kimse dikkate almadı.
Engin bir bilgiye sahip Sauron'dan öğrendikleri ilk dönemlerde Ost-in-Edhil demircilerini becerilerinin zirvesine taşıdı ve Güç Yüzüklerini yapmaya heveslendiler. Sauron yaptıkları her girişimde onları destekliyor ve yüreklendiriyordu çünkü yaptıkları herşeyden haberdardı ve kendi lehine çevireceği anı hayal ediyordu. Ve bu düşünce içinde Ateş Dağı'nda gizlice diğer tüm yüzüklere hükmedecek olan Tek Yüzük'ü yaptı ve diğerlerini ona bağladı. Ama Elflerin yeteneklerini küçümsemişti, daha Yüzük'ü parmağına taktığı anda foyası meydana çıktı. Ve gücünün verdiği dehşet ile diğer yüzükleri talep etti, çünkü hepsi onun bilgisi sayesinde yapılmışlar ve Tek olana bağlıydılar. En çok istediği ise henüz dokunamadığı ve güçlerini arzuladığı Elflere ait üç yüzüktü. Onlar son ve en mükemmel olan yüzüklerdi ve efendilerine büyük güçler sağlıyorlardı. Onları istiyordu çünkü kendisinden gizli olarak yapılmışlar ve kıskançlıkla korunmuşlardı. Elfler bu yüzükleri Tek Yüzük Sauron'da iken bir daha kullanmadılar ve uzun yıllar boyu sakladılar. Bu üç yüzüğü Elf Celebrimbor tek başına ve gizli bir biçimde yapmıştı. Ve savaş Ortadünya'da bir kez daha acımasız yüzünü gösterdi o dönemde. Eregion düştü ve yıkıldı, Celebrimbor işkence ile öldürüldü ama bütün anlattıklarına dahil etmediği üç tane yüzük vardı ve Sauron üçlere ulaşamadı. Genede kalan bütün Güç Yüzükleri'nin sahibi artık Karanlıklar Efendisi Saurondu ve korkulan olmuştu.
Gerçek anlamda Güç Yüzüğü olarak nitelendirilebilecek toplam yirmi tane yüzük vardı, yapılan diğer yüzükler bazı güçlere sahip olmakla beraber daha çok esas olan yirmi tanesinin basit birer denemesi gibiydiler ve güçleri ikinci çağla birlikte kayboldu gitti. Sadece ilerde Saruman'ın elinde Gandalf'ın gördüğü bir yüzüğün o dönemden mi kaldığı yoksa kendisine "Yüzük yapıcısı" diyen Saruman tarafından mı yapıldığı akıllarda bir soru işareti olarak yer aldı. Artık Yüzükler bu dönemden sonra iki büyük iradenin çarpıştığı nesneler oldular. İyinin ve kötünün iradesi yüzükler ile birlikte boy gösterdi Ortadünyada.

Üç Yüzük göğün altında yaşayan Elf Kralları'na....
Üç, en son yapılan ve en büyük güce sahip yüzüklerdi. Uzun çağlar boyu bu yüzükler hakkında pek konuşmadı İlkdoğanlar. Güç Yüzüğü Ortadünya üzerinde, ama Sauron'dan uzak, iken bu yüzüklerde güçlerini korudular. Ama bu yüzüklerin yapılış amacı savaş ve güç sağlamak değildi.
"Üçler Sauron tarafından yapılmamıştı, onlara dokunamadı bile. Lakin onlar hakkında konuşmaya izin yoktur. Ancak şu kadarını söyleyebilirim bu kuşku saatlerinde. Boş durmuyorlar. Fakat muharebe veya fetih silahı olarak yapılmadı onlar; bu onların gücü dahilinde değil. Onları yapanlar güç veya hüküm veya servet değil, anlayış, bir şeyler yapma, iyileştirme peşindeydi; her şeyi kirlenmeden koruyabilmek istiyorlardı. Ortadünya Elfleri bu istediklerini bir raddeye kadar elde etmişlerdir. Fakat Sauron Tek Yüzük'ü ele geçirirse, Üçler'i kullananların yapmış oldukları her şey bozulacak ve zihinleriyle gönülleri Sauron'a malum olacaktır. Üçler hiç olmamış olsa daha hayırlı olurdu. Onun amacı bu." Elrond'un Divanı-Yüzük Kardeşliği-sf. 327
Sauron bu yüzüklere dokunmamış olsa dahi Elf Yüzükleri Tek Yüzüğe bağlıydılar ve onun ortadan kaldırılması ile birlikte onların hükümleri de Ortadünya üzerinden kalktı, kayboldu. Ve Ortadünya'nın bu muhteşem yüzükleri İlkdoğanlarla beraber sonsuza kadar bu coğrafyadan ayrıldı. Gerçi bazı Elf bilgeleri Tek yüzüğün ortadan kalkmasıyla Elf Yüzüklerinin serbest kalacağını ve işlevlerini daha kolay bir biçimde sürdüreceklerini düşünüyorlardı ama maalesef haklı çıkmadılar. Dördüncü çağ ile artık İnsanların çağı başlamıştı ve yüce değerler de yavaş yavaş unutulacaktı Ortadünya'da...
"...İnsanların başladıkları bütün işler böyledir: Ya baharda don olur, ya da yazın samyeli eser ve onlar da sözlerinde duramaz" "Yine de tohumları pek yabana gitmez"dedi Legolas. "Ve hiç umulmadık bir zamanda ve zeminde yeşermek için tozun, küfün içinde gizlenirler. İnsanların yaptıkları bizden daha çok yaşayacak Gimli" "Ve yinede sonunda 'keşke'lerden başka bir şey olmayacak tahminimce" dedi Cüce. Kralın Dönüşü-sf. 162
Ama ne olursa olsun Elfler bu kadere razı idiler yeter ki Tek Yüzük Sauron'un eline geçmesin. Ve Ortadünya'yı terk edene kadar yüzüklerini yapıldıkları amaçlar için kullandılar. Narya Kırmızı Yüzük yada Ateş Yüzüğü ismiyle anılırdı. Üzerinde Yakuttan bir taş vardı. Yapıldığı dönemde Gil-galad tarafından gemi yapıcısı Cirdan'a verilmişti ama Ortadünya'nın üçüncü çağının 1000. yılında Limanlara gelen bir İstari'ye geçti, yani Gri Gezgin Gandalf'a.
“Şimdi bu yüzüğü alın" demişti Cirdan; "çünkü sizin uğraşınız ve görevleriniz çok zorlu olacak. Ama bu Yüzük , tüm bunların içinde sizi destekleyecek ve yorgunluktan esirgeyecektir. Bu Ateş Yüzüğüdür. Bununla birlikte , belki, giderek soğuyan bir dünyadaki yürekleri yeniden eskinin yiğitliğiyle tutuşturabilirsiniz Ama ben, benim yüreğim denizle birlikte ve son gemi yelken açana dek Limanlar'ı koruyarak gri sahillerde yaşayacağım. Orada hazırlanıp sizi bekleyeceğim."Güç Yüzüklerine Dair-sf. 93
Gandalf Yüzüğü kullandı ve gücünü Sauron'un dağılmış durumda bulunan bütün düşmanlarını bir araya getirmek ve ortak bir hedefe yöneltmek için harcadı. Shire takvimiyle 1421'de (3021-29 Eylül) Muhteşem Narya'yı parmağına takmış bir şekilde Gri Limanlar'da göründü ve diğer yüzük emanetçileri ile birlikte Ortadünya'nın batısından ayrılarak uzaklara doğru yelken açtı. Nenya ise "Su Yüzüğü" yada "Ak Yüzük" olarak adlandırılırdı. Üzerinde bir Adamant taşı vardı (bazı kaynaklarda serttaşı olarak da geçer). Mithril den yapılmıştı. Bu yüzüğün sahibi Galadriel'di ve yıllar boyunca Lothlorien de altın ormanın savunulmasında ve daha bir çok hayırlı işte kullanıldı. Yüzük Kardeşliği Moria'dan kurtulup Altın Orman'a sığındığında Frodo bu yüzüğü Galadriel'in elinde görmüştü ama yanında bulunan Sam ise sadece bir parlaklık hissetmişti, bu da Tek Yüzüğü takan kimselerin diğer yüzükleri farketme yeteneğine kavuştuğunu anlatır.
"...Gene de; Yüzük Taşıyıcısı, yüzüğü parmağına takmış ve gizli olanları görmüş biri olarak görüşünüz keskinleşti. Benim düşüncelerimi, arif sayılan bir çok kişiden daha açık olarak algıladınız. Yediler'i ve Dokuzları elinde tutanın Göz'ünü gördünüz. Ve yüzüğü benim parmağımda görüp tanıdınız, öyle değil mi?" Galadriel-Yüzük Kardeşliği-sf. 439

Vilya "Hava Yüzüğü" olarak bilinirdi. Üzerinde mavi bir safir vardı. Üçler içinde görünüm olarak en büyük olandı. Bu yüzük Efendi Elrond tarafından korunmuş ve ona Gil-galad tarafından emanet edilmişti. Yüzük uzun yıllar boyunca Ayrıkvadi'de tutuldu ve diğer bir çok işlevinin yanısıra oranın korunmasında kullanıldı. Frodo'nun peşindeki Yüzüktayflarının nehire kapılmasını sağlayan su baskınında da Yüzüğün işaretlerine rastlamak mümkündür. Vilya ve Nenya'da Narya gibi sahiplerinin parmaklarında üçüncü çağın sonunda Ortadünya'yı terkettiler.

Yedisi taştan saraylarında Cüce Hükümdarlar'a....

Sauron'un elinin değdiği yüzüklerden yedi tanesi Cüce ırkına verilmişti. Cüce'ler yaratıcıları tarafından düşmanın ve dünya'nın kötülüklerine karşı taştan bir dirençle yaratılmışlardı ve bu yüzden yüzüklerin iradesine girmeleri çok kolay değildi. Bir inanışa göre yüzükleri takanların Sauron'un iradesine boyun eğmeleri için gittikçe fazla sürelerle yüzüklerin görünmezlik pelerininin arkasına saklanmaları ve gölgeler içinde kaybolmaları gerekliydi. Özellikle tek yüzüğün gücünün Saurondan uzak olduğu dönemde bu şekilde davranan (insanlar haricinde) başka bir ırk olmadı. Cüce yüzüklerinin de Sauronun yapımında rol oynadığı tüm yüzükler gibi görünmezlik özelliği vardı, ama bunun yanında başkaca güçlere sahip olduklarıda tartışma götürmezdi. Cücelerin bu özelliklerden ne kadarını keşfettikleri hiç bir zaman anlaşılamadı ama bu güçlerden bir kısmıyla çok arzu ettikleri yeraltı zenginliklerine ulaştıkları da bir gerçekti.

"...Cücelere yedi yüzük verdi..Denir ki, eskinin Cüce Kralları'nın Yedi Yığını'nın her birinin oluşumunda bir altın yüzük vardır; ama bütün bu hazine yığınları çok önceleri yağmalanmış, Ejderler hepsini yiyip yutmuş, yedi Yüzük ateşler arasında yok olup gitmiş ama bazılarını Sauron kurtarmıştı." Güç Yüzüklerine Dair-sf. 70

Cüce yüzükleri altındandı ve üzerlerinde hangi madenden olduğunu bilmediğimiz taşlar taşıyorlardı. Cüce yüzüklerini kullanarak Sauron'un iradesine tamamen boyun eğen bir Cüce Hükümdar'dan bahsedilemez ama bir çok savaşta Cüceler'inde Sauron'un işine gelecek şekilde hareket ettikleri bilinir. Ama bunun sebebinin Elflerle olan düşmanlıkları mı yoksa yüzüklerden birinin yaptığı bir etkimi olduğu bilinmez. Cüceler'in yedi yüzüğünün bir kısmının kaybolup, bir kısmının ise Sauron'un eline geçtiğini ise net olarak söyleyebiliriz.

"O yüzüğü bulursanız eskiden Cüce atalarınızın olan üç yüzüğü geri alırsınız, Moria beldesi de ebediyen sizin olur." Yüzük Kardeşliği-sf. 294

Dokuz Yüzük Ölümlü İnsanlar'a, ölecekler ne yazık..

Üçleri elinden kaçıran Sauron tüm öfkesini ve nefretini ilkdoğanlar'a yöneltmekte gecikmedi. Ama bu savaşında tamamen kendi yanında olacak, varlığını ona borçlu köleler yaratmalıydı. Çünkü O karanlık salonlarda iradesini esas rakibine yöneltmişken pis işlerini güvenerek yaptıracağı maşalara ihtiyaç duyuyordu. böylece başladı Dokuz Yüzük'ün serüveni.
Sauron Cüceler'de istediğini bulamayacağını biliyordu. Aule'nin çocukları güç ve zenginliği arzulasalar da yaratılışlarındaki bir özellikten dolayı zulüm ve işkence etmeye, korku ile itaat sağlamaya yatkın değillerdi. Öte yandan İnsan ırkı elinin uzanabileceği bir uzaklıkta onu beklemekteydi.

"...ama iradesine boyun eğmeye diğerlerinden daha hazır olduğunu ispatlayan İnsanoğlu'na dokuz yüzük verdi" Güç Yüzüklerine Dair-sf.70

Yüzüklerin yapılışında bulunan ve gücünün zirvesinde olan Sauron dokuz yüzüğü bozdu ve lanetledi. Yüzükler kullanıcılarına ihanet edip, onların felaketleri oldular. Kullanıcılarının güçlerini arttırdılar ve eskinin kralları, büyücüleri ve yenilmez savaşçıları haline getirdiler. Onlara sonsuz yaşam verdiler.

"Eğer isterlerse, güneşin altındaki bu dünyada, bütün gözlere görünmeden yürüyebilir ve ölümlü İnsanoğlu'na görünmez olan her şeyi görebilirlerdi; ama sık sık hayaletler ve Sauron'un görüntüleri olarak görülürlerdi. Ve birer birer, er yada geç, başlangıçtaki isteklerinin iyi yada kötü oluşuna, doğuştan gelen güçlerine göre taktıkları yüzüğün kölesi haline geldiler, Sauron'un taktığı Tek'in egemenliği altına girdiler." Güç Yüzüklerine Dair-sf.71

Ve böylece zaman içinde oluştu Sauron'un koruyucuları. Onlar artık Yüzüktayflarıydılar, yani Nazgul, yani Ulairi, yani gözün korkunç elleri. O dönemden sonra artık karanlık onlarla beraber ilerledi ve çığlıkları ölümün sesi oldu...
Nazgul'ün oluşumunda dikkat çeken ve Tek ile paralellikler gösteren bazı durumlar vardır. Mesela Tek Yüzük gibi Dokuzlar da kendilerini kullananların niyetleri ne olursa olsun, onları eninde sonunda karanlığa çekmiştir. Yani Dokuzlar iyilik için kullanılamayan silahlar olmuşlardır. Ve her yüzük kullanıcısına doğuştan getirdiği ve sahip olduğu güç nisbetinde kuvvet sağlamıştır. Böylelikle Efendi Elrond'un, Gandalf'ın ve Galadriel Hanım'ın geçmişteki olaylardan dersler çıkardıklarını anlıyoruz. Bu üç kişi de Tek'i kullanabilecekken kabul etmemiş, niyet iyi de olsa Yüzük ile yapılan her işin sonucunun kötü olacağını görmüşlerdir. Öyleki Frodo'nun hayatını kurtaran Sam'i sırf Yüzük'ü kullandığı için hırsız diyerek suçlaması ve Tek'i yok edebilecekken bu yolu seçmeyip Yüzük'ün kendine ait olduğunu haykırması bile yüzüklerin kullanıcılarına bir süre sonra hakim olduklarının bir göstergesidir.
Gil-galad ve Elendil'in ordularının Sauron'u yenmesi ve Tek olanın İsildur tarafından alınması ile Sauron'un hizmetkarları dağılarak kaçmışlar ama tamamen yok edilememişlerdi. Kara Kule yerle bir edilmişti ama temelleri duruyordu ve unutulmadı. Ortadünya'nın ilerleyen zamanı içinde Gondor zayıfladı, Anarion oğlu Meneldil'in soyu tükendi. Melendil soyundan olan Telemnar'ın zamanında bir veba salgını Kral'ı, çocuklarını ve Gondor halkının büyük kısmını öldürdü. Minas İthil boşaltıldı ve kötülük Kara Diyar'a geri döndü.

"...Gorgoroth'un külleri soğuk bir rüzgar tarafından karıştırıldı, karanlık şekiller orada toplandı. Onların aslında Sauron'un Nazgul diye isimlendirdiği Ulairi, Dokuz Yüzüktayfı oldukları söylenir, uzun süredir gizleniyorlardı ama artık yeniden gelişmeye başlayan Efendi'lerinin yolunu hazırlamak için geri dönmüşlerdi." Güç Yüzüklerine Dair-sf.82

Dokuzlar güçlenmişti, Gölge Dağları'nı aşarak ansızın Mordordan çıktılar ve Minas İthil'e yerleştiler ve Minas Morgul'ü (Büyü Kulesi) yarattılar. Son Gondor Kralı Earnur Minas Morgul'de Nazgul Komutanıyla dövüştü, ama ihanet ile yakalanıp işkence şehrine götürüldü ve bir daha ondan haber alınamadı. Gondor yönetimi Vekilharçlar'a geçmişti ve Nazgul bu zamandan sonra Sauron dönüp karanlık tahtına oturana dek bir daha nehri geçmeye ve görünür biçimde dolaşmaya cesaret edemedi.
Dokuzların kimlerden oluştuğuna dair çok kuvvetli bilgiler yoktur. En fazla bilineni; Nazgul Komutanı, Angmar'ın Büyücü-Kralı yada Cadı-Kralı olarak adlandırılan kişidir. Diğer Yüzüktayflarından uzun boyludur ve bir taç takar. Büyülü olmayan hiç bir kılıç bedenine zarar veremez.

"...Cesetlerin oluşturduğu tepeciklerin üzerinden korkunç bir suret belirdi. Bir atlı, uzun boylu, kukuletalı, kara bir pelerine bürünmüş. Yavaş yavaş, ölenlerin üzerine basarak, okları umursamadan ileri doğru sürdü atını. Durdu ve uzun, soluk kılıcını kaldırdı. Ve o tam bunu yaparken herkesin içine, hem şehri savunanların hem de düşmanın içine büyük bir korku düştü; adamların kolları iki yana düştü, artık yayların telleri şakımıyordu. Bir an için her şey durdu. Kralın Dönüşü-sf.109

Nazgul Komutanı deyişinin nereden geldiği ve nelere dayandığı muğlaktır. Ama Kara Komutan'ın yüzük alan dokuz insan içinde en acımasız ve karanlık sanatlarla en çok ilgilenen kişi olduğuna inanılır.
Dokuzlar'ın gücünün tam olarak neler olduğu da bir gizdir. İşlerini fiziksel kuvvetten çok büyülerle ve efendilerinden aldıkları güçle görürler. Aragorn'un yaraları tedavi ederken en çok uğraştığı sorundur bu. Kara Nefes veya Gölgenin etkisi altında kalanlarda görülün bir çeşit büyüdür. Aragorn Faramir'in durumunu soran Prens İmrahil'e şöyle der: "Yorgunluk, üzüntü, yara ve hepsinin üzerinde Kara Nefes...o mevkiini korumaya çalışıp savaşırken yavaş yavaş karanlık üzerine çökmüş olmalı..." (Kralın Dönüşü-sf.152) Bu da Dokuzlar'ın esas güçlerini biraz olsun anlatır aslında. Onlar dehşet saçarlardı ve bu korku dostlarının ve düşmanlarının tam kalbine ve beynine çökerdi, aynı her şeyi saran ve görünmez yapan zifiri bir karanlık gibi. Büyü kullanımının ise Yüzüklerden mi kaynaklandığı sıkça sorulan bir sorudur. Ama akılda bulunması gereken nokta; Nazgul Komutanı'nın Yüzük'ü takmadan önce de karanlık yüz ile ilgilenen büyücü bir Kral olduğudur. Ama kaynağı ne olursa olsun Nazgul Komutanı büyü gücünü kullanmayı çok iyi biliyordu.

"Kara Kumandan üzengisi üzerinde doğrularak, unutulup gitmiş bir dilde, hem yüreği hem de taşı parçalayacak, güç ve dehşet kelimeleri söyleyerek korkunç bir sesle bağırdı... Ve aniden son darbede Gondor'un Cümlekapısı kırıldı. Sanki çok tesirli bir büyüye kapılmış gibi infilak ederek parçalandı: Gözleri kör eden bir şimşek çaktı ve kapılar yarılmış parçacıklar halinde yere yıkıldı" Kral'ın Dönüşü-sf.109

Yüzük Tayfları'nın ölümsüzlüğü ise tamamen yüzüklerinden gelen bir güçtür çoğunluğa göre. Bir çok kaynakta onlara ölümsüzlüğü Sauron'un verdiği anlatılır. Ama onların ölümsüzlüğü zamana ve onun yıpratıcı etkilerine yada hastalıklara karşı bir ölümsüzlüktür yoksa onlar da yaralanabilirler ve öldürülebilirlerdi. Tam da burada Angmar'ın Büyücü-Kral'ının nasıl olupta silahlardan etkilenmediği sorusu sorulabilir. Ama bu durum sadece yüzüklerin varlığı ile açıklanamaz ve kökleri daha eskilerdeki karanlık büyülere dayanır.

"Yine de artık, Barad-dur hükümdarı'nın en kötü komutanı şimdiden dış surlarımıza dayandı" dedi Gandalf. "eskilerin Angmar Kralı, Büyücü, Yüzüktayfı, Nazgulefendisi, Sauron'un elinde bir dehşet mızrağı, ümitsizliğin gölgesi... ve eğer eskiden söylenmiş sözler doğru ise, o bir adamın eliyle düşmeyecek, üstelik onu bekleyen yazgı ariflerden gizlenmiştir." Kral'ın Dönüşü-sf.97

Çünkü mantıklı bir düşünce ile Yüzük'ün silahlara karşı bir koruyuculuğu varsa, bu etki her iki cinse ve değişik ırklara karşı aynı olmalıdır. Ve Kara Komutan'ın kendisi de zaten onu hiç bir ölümlü "adam'ın" öldüremiyeceğini söylemiş ve sonunda bir kadın tarafından yok edilmiştir. Ama O'nun ölüp ölmediği hala tartışmalıdır. "...ince ses yutulup yok oldu ve bu dünyanın "o çağında" bir daha hiç duyulmadı..." Kral'ın Dönüşü-sf.126
Sonuçta Tek Yüzük'ün Hüküm Dağı'nda olduğunu anlayan Sauron tarafından çağırılan Yüzüktayfları da, Tek'in düşmesi ile yok oldular.

"Ve fırtınanın tam ortasına, bütün diğer sesleri yırtan bir çığlıkla, bulutları parçalayıp yana atan Nazgul indi, alevlenmiş bir yıldırım gibi fırlayarak, tepenin ve göğün alevli yıkıntılarına yakalanıp çatırdadılar, soldular ve söndüler." Kral'ın Dönüşü-sf.249

Böylece sona erdi Üç'ün, Yedi'nin ve Dokuz'un öyküsü.Aydınlık iradesini kabul ettirmiş ve savaşı kazanmıştı. Ama ödediği bedel çok ağır olmuştu. Üçler sahiplerinin parmaklarında daha aydınlık bir dünya ya doğru uzaklaştılar ve onlardan sonra Ortadünya'da bir çok güzellik de soldu, yok oldu, unutuldu ve yeni bir çağ başladı...İnsanlar'ın Çağı.....barışla kalın.
"

 
Oturum Aç
Takma isim

Parola

Henüz bir hesabınız yok mu? Yeni bir tane yaratabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yöneticisi, yorum yönetimi ve kendi adınızla yazı girişi gibi imkanlardan faydalanabileceksiniz.

İlgili Linkler
· YAZILAR / Ortadünya Yazıları Hakkında
· Yayınlayan Editör: iarwainbenadar
· Ana Sayfa


YAZILAR / Ortadünya Yazıları Hakkında en çok okunan :
Elf hakkında her şey


Yazıcı Dostu Sayfa  Bu Yazıyı bir Arkadaşınıza Gönderin

"İRADELERİN ÇARPIŞMASI VE SAVAŞTAKİ EN BÜYÜK SİLAHLAR: GÜÇ YÜZÜKLERİNİN HİKAYESİ" | Oturum Aç/Yeni Hesap Yarat | 2 yorum
Puan
Yorumlar gönderene aittir. İçeriğinden hiçbir şekilde site ve site yönetimi sorumlu tutulamaz.
Re: İRADELERİN ÇARPIŞMASI VE SAVAŞTAKİ EN BÜYÜK SİLAHLAR: GÜÇ YÜZÜKLERİ (Puan: 1)
Gönderen Bruinen Tarih: Eylül 29, 2020 - 17:32:18
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Uzuuun yıllardan sonraki ilk paylaşım için teşekkürler


[ Anonim kullanıcı iseniz, lütfen kayıt olun ]

Bu site filmin, kitapların, veya yazarın resmi sitesi değildir.Tamamen Türk yüzük dostları tarafından hazırlanan konu odaklı bilgi, haber, düşünce ve materyal paylaşımını amaçlayan bir fan sitesidir.
Sayfada yer alanlar ancak izin alınarak ve kaynak gösterilerek kullanılabilir.
Lord of The Rings - Turkish Fan Site
yuzuklerinefendisi.com / 2001 - 2012